PDA

View Full Version : Ataturk Ve Islam Dini



Tabriz_Han
02-11-2006, 12:15 PM
Bazi chirkin Suudiler bizim hakkimizda ve Turkiye Dovletinden kiskanirlar ve yalan uretiler, bunu okusunlar hainler, Kendi yahshi ve bize KARDAS OLAN Arap Milletine zulum eden Suudi Kralik bize biraksin once kendi sorunlari cozsun, Musluman dusmanlari Inglizi gotune satanlar.


GERÇEK DİNDAR ATATÜRK

http://www.bilimarastirmavakfi.org/images/atadua.jpg
“Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur. Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.
Atatürk'ün Dindarlığı


Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir. </SPAN>
Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:
"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93) </SPAN>
Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135) </SPAN>
Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )
Aşağıdaki sözler de ona aittir:
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)</SPAN>
"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)
"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)
Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.
Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:

"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)Atatürk'ün Dine Hizmetleri


Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz. </SPAN>
Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.
Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.
Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.
Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir. Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

Tabriz_Han
02-11-2006, 12:16 PM
Atatürk, İslam’a inanan samimi bir dindar olarak laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir.
Sonuç


Atatürk'ün bize bıraktığı miras, her konuda olduğu gibi, din ve laiklik konusunda da modern Türkiye için yol göstericidir. </SPAN>
Bugün Türkiye'de din ve laiklik adına iki farklı kamp oluştuğu, bu kamplar arasında ciddi bir gerilim yaşandığı bir gerçektir. Ama bu yapay gerilim, Atatürk'ün uyguladığı formülle çözümlenebilir. Atatürk, İslam'a inanan samimi bir dindar olarak, laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. "Gericilik" olarak tanımlanan tehlikenin ise dinin kendisinden değil, dine sokulan hurafelerden, batıl inanışlardan ve çarpık yorumlardan kaynaklandığını görmüş ve bunları dinden temizlemek için çaba göstermiştir.
Bize düşen görev, Atatürk'ün de yaptığı gibi, hurafalere ve batıl inanışlara karşı gerçek İslam'ı savunarak ve öğreterek mücadele etmek, öte yandan da Atatürk'ün mirasını "din aleyhtarlığı" gibi göstermek isteyen materyalist/marksist odaklara karşı tavır almaktır. 75. zafer yılına ulaşmış olan Cumhuriyetimizi nice 75 yıllara taşıyacak olan formül budur.


ATATÜRK DİYOR Kİ:

"DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR"
Atatürk'ün "dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sözüyle, İslam'ın Türk Milleti'nin bekası için taşıdığı önemi vurguladığı, bilinen bir gerçektir. Tarihsel ve toplumsal gerçeklere baktığımızda, bu sözün çok doğru olduğunu açıkça görürüz.
Bir milletin fertlerini birbirine kenetleyen en güçlü bağ dindir. Tarih, ne kadar zor şartlar altında olursa olsun dini ve milli değerlerine sahip çıkan milletlerin her zaman ayakta durabildiğine dair sayısız örnekle doludur. Diğer taraftan dini bağları zayıf, hatta dinsiz toplumlar tarih sahnesinde çok kısa süreler boyunca yer alabilmişler ve zaman içinde asimile olup gitmişlerdir.
Peki bunun sebepleri nedir?
1) Din, bir ahlak sistemi ve yaşayış biçimidir. İnsanlara doğruyu ve yanlışı açık olarak öğrettiğinden dolayı, dini değerlere sahip biri, iyiyle kötüyü birbirinden ayırmasını bilir. Dinin varolmadığı bir ortamda ise yardımlaşma, dürüstlük, hoşgörü, adalet, fedakarlık gibi değerlerin hiçbirinden söz etmek mümkün olmaz. Din yoksa, ahlak da yoktur; dürüstlük, fazilet, adalet de yoktur. Bu, kuşkusuz toplumun çürümesi ve yokolması anlamına gelir.
2) İnsanı insan yapan ahlaki değerler geçerliliğini yitirdiği ve yokolduğu taktirde, toplumun her kesimi ve her ferdi bundan nasibini alır. Her birey sadece kendisini umursayan ve diğer hiç kimseyi önemsemeyen birer ayrı "parça" haline gelir. Tümüyle dini bir kurum olan aile ve yine kaynağı din olan evlilik müessesesi ortadan kalkar.
3) Bu çark bir kere işlemeye başladığı taktirde, devletin oturmuş düzenini ve milletin yerleşmiş dokusunu da akıl almayacak şekilde tahrip eder. Çünkü devlete bağlılık, vatan sevgisi gibi üstün vasıflar yine dini inançların sonucunda gelişmiş özelliklerdir. Dini olmayan, dolayısıyla vicdani duyguları gelişmemiş bir insanın milletini, bayrağını sevmesi, devletine hizmet şuuru içinde çalışması, karşılık beklemeden gece gündüz vatanı için nöbet beklemesi elbette düşünülemez.
4) Dine inancın ortadan kalkışının bir başka tehlikeli yönü, insanların yavaş yavaş psikolojik sorunlara mağlub olmaya başlamasıdır. Suç oranlarındaki artış, içki ve uyuşturucuya yöneliş, fuhuş patlaması, huzursuzluk ve çatışma ortamı toplumun psikolojik açıdan yıprandığının en somut alametleridir. Sosyal adaletsizlik ve ekonomik sıkıntılarla beslenen bu gerilim, kısa süre içinde adeta toplumsal bir cinnete dönüşür ve bunun sonucunda da toplum parçalanır.
5) Dini değerlerin, marksizm, anarşizm gibi bölücü ve terörist ideolojilere karşı en sağlam engeli teşkil ettiği tarih boyunca birçok tecrübeyle kanıtlanmıştır. Dini değerlerin ortadan kalkması halinde, kökeni marksist ideolojiye dayanan anarşi ve terörün hortlaması, terör örgütlerinin güçlenerek taraftar toplaması ve milli birliğimizi tehdit etmesi kaçınılmaz olacaktır.
Örneğin Türkiye'yi ele alacak olursak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki dindar vatandaşlarımız, komünizmin dine büyük bir düşmanlık beslediğini bilmekte, komünizmden ve dolayısıyla bölücü komünist örgütlenmelerden uzak durmaktadırlar. Nitekim, bunun bilinciyle devletimiz de bu bölgede, halkın dindar olmasını ve dini değerlerini muhafaza etmesini teşvik etmektedir.
Tüm bunlara ve Atatürk'ün belirttiği "dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur" sosyolojik gerçeğinin tarihteki somut delillerine dayanarak söyleyebiliriz ki, Türkiye'nin bekası için dini kimliğimizin korunması ve güçlendirilmesi hayati öneme sahiptir. Büyük Önder Atatürk'ün tespit ettiği bu gerçek, geleceğimizin de şekillenmesinde büyük rol oynayacaktır. 2000'li yılları modern, çağdaş ve refah düzeyi yüksek bir Türkiye olarak karşılamak isteyenler, bunun ancak dini kimliğimizin korunması ile gerçekleşebileceğini bilmelidirler.

Turk
02-11-2006, 01:53 PM
Kaynağını bulamadığım bir alıntı var Wikipedia'da.

http://en.wikiquote.org/wiki/Special:Search/Kemal_Atat%C3%BCrk

I have no religion, and at times I wish all religions at the bottom of the sea. He is a weak ruler who needs religion to uphold his government; it is as if he would catch his people in a trap. My people are going to learn the principles of democracy, the dictates of truth and the teachings of science. Superstition must go. Let them worship as they will; every man can follow his own conscience, provided it does not interfere with sane reason or bid him against the liberty of his fellow-men.

As quoted in Turkey Today (1928) by Grace EllisonDiyor ki:

"Benim dinim yok. Ve bâzen "Bütün dinlerin canı cehenneme!" diyorum. Hükümetini ayakta tutmak için -halkını kapana kıstıracakmış gibi- dine ihtiyâç duyan idâreci, zayıf bir idârecidir. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakîkatin gerektirdiklerini ve bilimin öğretilerini öğrenecek. Hurâfeler gitmeli. Bırakın insanlar istedikleri gibi ibâdet etsinler; akl-ı selîm ile çelişmedikçe ve diğer yurttaşlarına karşı baskı unsuru olmadıkça herkes kendi şuurunun tâkipçisi olabilir."

Bu alıntının Türkçe aslını daha önce hiç duymadım. İlk defâ Wikipedia'da okudum bunları. Biraz acele ve kalitesiz bir çeviri oldu. Meâlen -aşağı yukarı- böyle diyor.

TurkWorld
02-11-2006, 02:18 PM
Turk bu sözü kim söylüyor biraz açarmısın

Kaptan-i Derya
02-11-2006, 02:20 PM
Kaynağını bulamadığım bir alıntı var Wikipedia'da.

http://en.wikiquote.org/wiki/Special:Search/Kemal_Atat%C3%BCrk

I have no religion, and at times I wish all religions at the bottom of the sea. He is a weak ruler who needs religion to uphold his government; it is as if he would catch his people in a trap. My people are going to learn the principles of democracy, the dictates of truth and the teachings of science. Superstition must go. Let them worship as they will; every man can follow his own conscience, provided it does not interfere with sane reason or bid him against the liberty of his fellow-men.

As quoted in Turkey Today (1928) by Grace EllisonDiyor ki:

"Benim dinim yok. Ve bâzen "Bütün dinlerin canı cehenneme!" diyorum. Hükümetini ayakta tutmak için -halkını kapana kıstıracakmış gibi- dine ihtiyâç duyan idâreci, zayıf bir idârecidir. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakîkatin gerektirdiklerini ve bilimin öğretilerini öğrenecek. Hurâfeler gitmeli. Bırakın insanlar istedikleri gibi ibâdet etsinler; akl-ı selîm ile çelişmedikçe ve diğer yurttaşlarına karşı baskı unsuru olmadıkça herkes kendi şuurunun tâkipçisi olabilir."

Bu alıntının Türkçe aslını daha önce hiç duymadım. İlk defâ Wikipedia'da okudum bunları. Biraz acele ve kalitesiz bir çeviri oldu. Meâlen -aşağı yukarı- böyle diyor. Turk, wikipedia son derece güvensiz bir kaynak, her kötü niyetli kisiler oraya gidip bu yaziyi cevirebilir veya daha baska noktalara cekmek ister.

Tabriz_Han
02-11-2006, 02:47 PM
Men istersem, Wikipedia'ya yazarim ve menim sozlerimi koyarlar, hic guvenilecek degil.

Turk
02-11-2006, 02:50 PM
Başta belirttiğim gibi kaynak olarak sâdece "As quoted in Turkey Today (1928) by Grace Ellison" ibâresi var ve bunu mûteber bir beyân olarak addettiğimi de söylemedim. Sâdece "Böyle bir iddia var, aslını bilmiyorum" dedim. Belki bir bilen çıkar.

Saygılar

Colpan
02-12-2006, 11:31 AM
Atatürk, Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe tefsirini ve meâlini yaptırıp halka bedâva dağıttırdı. Onun döneminde câmîlerdeki hutbelerin ve vaazların Türkçe olması sağlandı. Yüksek İslâm Enstitüsü ve İmam Hatîb Liseleri onun devrinde açıldı. Tüm bunlar, milletin İslâm'ı iyice öğrenmesi için yapıldı. Atatürk, her kandilde Çankaya Köşkü'nde şehîdlerin rûhuna Kur'ân ve Mevlîd-i Şerîf okuturdu. Meclis'i dahi Cum'â namazından çıktıktan sonra dûâlarla açtı.

gurkan
02-12-2006, 01:00 PM
Atatürkle ilgili bunlara ilavaten Halifeliğin askıya alınması zamanlarında Atatürkün Müslümanların halifesi seçilmesi durumu hasılken Müslüman tebaanın işgal altında olmasından ötürü Atatürk islam halifesi olarak şeçilmemiş Bu karar islam ülkelerinin işgal altından kurtulması sonrasına bırakılarak askıya alınmıştır. (halifelik kaldırılmamıştır yani meclis sadece bu karar ile Halifelik seçimini askıya almış ve ertelemiştir. ) Bugün kü meclis İsterse İslam dünyasına Halife atayabilme Hukuki yetkisine sahiptir. Bu çok kaynakda geçmiş ve Bu belgeyi okuyan son Osmanlıca bilen 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren bunu dile getirmiştir.

gurkan
02-27-2006, 02:34 AM
Siyasetin bir gözü kördür. Görmek için siyaset üstü bakmak gerekir. (Gürkan 27.02.2006)

gurkan
02-27-2006, 12:22 PM
Kubilay olayını biyorum ben çete diyorum siz eşkiya deyin din kisvesi adı islamla alakası olmayan üç beş eşkiyanın yaptığı pislik boşverin... Maalesef bu hareketi müslümanlara mal ediyorlar... Ve bunun üzerinden ucuz siyeset yapılıyor... boşver tartışmak istemiyorum... Konudan sapmayalım Atatürk ve İslam dini... Bana bu cümle yeterli...


"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979





Ama ilaveten şunları söyleyeyim o zamanı belgeleriyle; o günün şartlarıyla ve o günün politikalarıyla değerlendirmek doğru olanıdır. Bu konu ile ilgili arşiv nitelikli belgeler varsa yararlı olur düşüncesindeyim. Ama bildiğin o günün arşiv nitelikli belgelerine herkes ulaşamıyor. Çünkü o günün belgeleri bugünü yalanlıyor. Mesala O zaman ki Meclisin Hilafeti Askıya alan kararı... Hilafetin kaldırıldığı söylemini yalanlıyor. Bu belge üzerine çok kaynak gösteren bir çok araştırma kitabı okudum. Bu belgeyi araştırıyorum... Bulursam bu konu altında yayınlarım.

Selametle...

mustafa06
02-27-2006, 12:39 PM
Atatürk dine karshı olmamısh aksine siyaset üstü baktığı ichin, tekke ve zaviyeler kanunu ile dini siyasetten ve hurafelerden arındırmağa chalıshmıshtır. İlk kuran mealini hazırlatarak halka dağıttırması halkımızın dinimizi en doğru shekli ile Ana kaynağından öğrenmesi isteğinde bashka bir shey olmaması gerekir.

gurkan
02-27-2006, 12:58 PM
Pek tabii Mustafa kardeşim Atatürk müslüman bir şahsiyetti. Lozanda Müslümanlık aranır mesala azınlıklar gayrimüslimlerdir. Doğaldır ki o zaman Atatürk Akılcı politikalarla misyonerlerin okullarını masonların localarını da kapatmıştır. Tekke zaviyerin kapatılması görüntüdür. Arkasından Devlet eliyle imamhatip okulları kurularak islamın öğretilmesi teşvik edilmiştir. Türk Toplumunda Lozan açısından Hristiyanlığın artış göstermesi felakettir. Bugün sırf Lozan için Misyonerlikle mücadele edilmelidir desem yeridir...

selametle...

mustafa06
02-27-2006, 01:17 PM
Kubilay olayını biyorum ben çete diyorum siz eşkiya deyin din kisvesi adı islamla alakası olmayan üç beş eşkiyanın yaptığı pislik boşverin... Maalesef bu hareketi müslümanlara mal ediyorlar... Ve bunun üzerinden ucuz siyeset yapılıyor... boşver tartışmak istemiyorum... Konudan sapmayalım Atatürk ve İslam dini... Bana bu cümle yeterli...


"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979





Ama ilaveten şunları söyleyeyim o zamanı belgeleriyle; o günün şartlarıyla ve o günün politikalarıyla değerlendirmek doğru olanıdır. Bu konu ile ilgili arşiv nitelikli belgeler varsa yararlı olur düşüncesindeyim. Ama bildiğin o günün arşiv nitelikli belgelerine herkes ulaşamıyor. Çünkü o günün belgeleri bugünü yalanlıyor. Mesala O zaman ki Meclisin Hilafeti Askıya alan kararı... Hilafetin kaldırıldığı söylemini yalanlıyor. Bu belge üzerine çok kaynak gösteren bir çok araştırma kitabı okudum. Bu belgeyi araştırıyorum... Bulursam bu konu altında yayınlarım.

Selametle...


Gürkan kardesh seni selamlıyorum
Dinimize her zaman en büyük zararı verenler; Din kisvesi altında, islam ile alakası olmayan, Ama Halk arasında dini konularda adeta fetva veren, halkı yönlendirebilen bu namussuz chetelerdir.
Bu insanlar her türlü eylemlerini din adına yaptıklarını yaymaları ve Sıkıshtıkları anda '' dinimiz elden gidiyor'' diyerek halkımızı tepkiye chağırmaları hem dinimize hem ülkemize ve halkımıza zarar vermekte idi.

Atatürk, din adamlarını değil bu cheteleri hedef almıshtır ( maalesef kurunun yanında yashta yanmıshtır).
sevgi ile selamlar

mustafa06
02-27-2006, 01:46 PM
Bence Bugünün Türkiyesi Atatürk döneminin türkiyesinden pek chok konuda maalesef daha geridedir. Lozan konusunda sana katılmamak mümkün değildir. chünkü lozan fiilen delik deshik olmushtur. yanılmıyorsam atatürk döneminde bursada achılmak istenen bir tane hristiyan okulu hemen kapattırılırken, bugün misyonerler ülkemizde cirit atar olmushtur.
Ayrıca Laiklik konusu, atatürkün elinde her türlü güch olmasına rağmen kesinlikle tevessül etmediği uygulamalar,(Laikliğin ne olduğunun kanuni tarifi muğlak bırakılarak) laiklik adına bugün uygulanmaya chalıshılmaktadır..

Gerchek Dindarlar ve gönülden atatürke inananlar müstesna..

Dün dinimizden gechinenler vardı, Bu gün Dinimizden gechineler yine var, maalesef Bunlara birde atatürkten gechinenler eklenmishtir.

volvaren
02-27-2006, 02:16 PM
Arkadaşlar, ben de hepinizi selamlıyorum.
Konu hayli ilerlemiş fakat sanki sonsuz bir döngü içinde gidiyor gibi.



router'in konuya girişi (veya benim gireceğim yer)
Türkiye Cumhuriyetinde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır.

Bir insanın yetişkin sayılabilmesi için kaç yaşına gelmesi gerekir?
Bazılarına göre 16, bazılarına 18 veya 21.
Biz tavşan değiliz ki yaşımıza bastığımızda ebeveynimiz "Yaşını yitirdin, bıyığı bitirdin inişe kaçma yokuşa kaç" diye çayıra salsın.
Onların yaşamını devam ettirebilmeleri için gerekli tüm donanım iç güdülerinde vardır ve bayır yukarı koştuğu sürece de onu kimse tutamaz. Çayırda da her türlü yiyecek var. Olay bitmiştir.
Halbuki insanoğlu için yeni başlıyor. Bazılarına göre ana karnında, bazılarına göre yuvasında başlayan bir eğitim süreci ile insanın karar verecek yaşa gelebilmesi en az 15 sene alır. Ve insanın mezara kadar sürecek yaşantısının bütün temelleri bu 15 senede atılır.
Bu süreç içinde insanlara dinleri konusunda gerekli temel atılmazsa ondan bundan duydukları ile ya bir din yobazı, ya da bir din cahili olur. Elbette doğruyu bulanlar da olur ama şansa kalmış.
Ondan sonra da;

Din kisvesi altında, islam ile alakası olmayan, Ama Halk arasında dini konularda adeta fetva veren, halkı yönlendirebilen bu namussuz chetelerdir.
Mustafa06 kardeşin söylediği namussuz çetelerden birinin üyesi veya kurbanı olması işten bile değildir.
Atatürk, bu olayın önemini gördüğü için hem Kuranı tercüme ettirmiş, hem tefsirler yazdırmış, hem de bu gün bazılarının adını duyunca titrediği imam hatip okullarını açtırmıştır ki insanlar dinlerini doğru kaynaklardan öğrenip kulaktan dolma bilgilere itibar etmesinler.
Ata'nın bu ileri görüşlü ve isabetli kararlarına rağmen bugünkü sözde Atatürk'çülerin yaptıklarına bakalım. Sırf imam hatiplerin kaynağını kurutmak, halkın bu okullara itibare etmesini önlemek için tüm meslek liselerini harcadılar.
Diğer meslek liselerini bir kenara bırakalım. Okullarda okutulan din dersleri ki şu anda tek yasal din öğrenme yoludur, sulandırılarak din kültürü ve ahlak bilgisi adıyla bir kaç örnekle bütün dinlerden bahseden birer ders oldu. Camilerde, Kuran Kurslarında verilen derslere son verildi, din eğitimi meselesi yer altına gönderildi. Sanki birileri bizi din konusunda cahil bırakmaya veya din adına kanunlara karşı gelmeye zorluyor.
Tevhidi Tedrisat kanununa göre din eğitimi Devletin temel görevleri arasındadır. Bu konuda gerekli eğitimi verecek elemanların yetiştirilmesinden müfredatların gerçekçi bir biçimde hazırlanmasına ve eğitimin çocuklarımıza verilmesine kadar her detay Devlet tarafından hazırlanıp uygulanmalıdır.
Eğer Devlet bu konuya sahip çıkmazsa, bundan sonra bir peygamber de gelmeyeceğine göre meydan fırsat düşkünü sahtekar insanlara kalır. Ben, 98 depreminde şeyhinin kapısında yatıp "kurtar bizi şeyhim" diye ağlayanları duydum. Bu insanlar nasıl bir eğitimden geçiriliyor ki Allah'a yalvarmak yerine birilerine yalvarıyor?
Laiklikle din düşmanlığını birbirine karıştırmakdan vaz geçip gençlerimize dinimizi gerçek şekliyle öğretmeli, onlara ileride merak ettikleri konuları nerede ve nasıl bulabileceklerini gösterip ondan sonra kendi kararlarını vermede özgür bırakmalı ve bu karara da saygı göstermeliyiz.
Eğer bu işi biz yapmazsak, bizim yerimize gençlerimize sahip çıkmak için sırada bekleyen bir sürü gençlik ilahı var. Onların eline bir defa düşen de bir daha iflah olmaz.
Kalın sağlıcakla.

Abu Hurayra
02-28-2006, 02:51 AM
Bazi chirkin Suudiler bizim hakkimizda ve Turkiye Dovletinden kiskanirlar ve yalan uretiler, bunu okusunlar hainler, Kendi yahshi ve bize KARDAS OLAN Arap Milletine zulum eden Suudi Kralik bize biraksin once kendi sorunlari cozsun, Musluman dusmanlari Inglizi gotune satanlar.


GERÇEK DİNDAR ATATÜRK

http://www.bilimarastirmavakfi.org/images/atadua.jpg
“Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
Mustafa Kemal Atatürk
Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur. Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.
Atatürk'ün Dindarlığı


Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir. </SPAN>
Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:
"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93) </SPAN>
Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135) </SPAN>
Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )
Aşağıdaki sözler de ona aittir:
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)</SPAN>
"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)
"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)
Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.
Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:

"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)Atatürk'ün Dine Hizmetleri


Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz. </SPAN>
Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.
Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.
Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.
Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir. Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

Allah her kimsenin kalbindekini en iyi bilen zatdir...;)

gurkan
02-28-2006, 11:46 AM
"TBMM Osmanlı'dan daha İslamcıydı"

http://www.8sutun.com/files/mete_tuncay2.gif Bir dönem resmi tarih – alternatif tarih tartışmalarıyla gündeme gelen tarihçi Mete Tunçay, Milliyet gazetesinden Derya Sazak’a konuştu. İslam, Kemalizm, Sol, AB eksenindeki söyleşide Tunçay yine ilginç tezler öne sürüyor.
Tunçay’a göre TBMM, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ından çok dha İslami bir karaktere sahipti, duvarlarında “di ni sloganlar” yazılıydı. Cumhuriyet’in 1925 sonrasında aldığı şekilden, Tunçay’ın iddiasına göre Mustafa Kemal Atatürk de şikayetçiydi ve kendi kendisini II. Abdülhamit’le mukayese ediyordu.
Tunçay’a göre Türk solunun anti-emperyalist olması bir hataydı (!), bunun temelinde de bizde solun daha global (?) olan Marksizmden değil de, Marksizm-Leninizmden gelmesi vardı.
İşte, bugünkü Milliyet’te yayınlanan ilginç röportaj…
MİLLİ MÜCADELE DEDİĞİMİZ DÖNEM FAZLASIYLA İSLAMİ
Tunçay: Devrim tarihimizde belli edilmek istenmiyor ama Millet Meclisi, Meclis -i Mebusan'dan daha İslamidir. Kürsüden Kuran okunuyor, mebuslar topluca namaza gidiyorlar, Meclis duvarlarında dini sloganlar yazıyor

DERYA SAZAK

DERYA SAZAK: "Eleştirel Tarih Yazıları" adlı son kitabınızdaki makaleler, düşüncelerinizdeki değişime ışık tutuyor. "Yüzyıldır İslamcı, pozitivist - Batıcı ve sosyalist düşünce ikliminde yaşamıştır" dediğiniz Türkiye'nin bugünkü siyasi görünümü hakkında nasıl bir değerlendirme yapıyorsunuz? 'İslami renkleri' ağır basan iktidar ve etkisiz bir sol muhalefet...
METE TUNÇAY: İktidarı beğendiğimi söylemeye dilim varmıyor ama muhalefet iktidardan kötü. Bana temel sorun oymuş gibi geliyor. Fransız Devrimi'nin 3 temel ilkesi özgürlük, eşitlik, kardeşlik Osmanlı'da 19. yüzyılda gerçek anlamlarıyla kavranmış değildi.
Gerek "Yeni Osmanlı" hareketi gerek sonradan ittihatçılığa dönüşen "Jön Türklük" esas olarak devleti kurtarma çabasındadır. Hak ve özgürlükler bizimkilere bir hayli yabancı, eşitlik anlayışıysa "Allahın kulu" olmasıyla sınırlıydı. Burjuva ideolojisi bile Osmanlı'nın son döneminde hak ettiği yeri bulamadı. Herkes imparatorluğu kurtarmanın peşindeydi.
Mebusların toplu namazı
Avrupa'nın etkisiyle Osmanlı'daki "gayrimüslim" azınlıkları gözeten Tanzimatçılığın ve Meşrutiyet dönemi "Osmanlı solculuğu"nun, anlaşılan halka yönelik fazla bir demokrasi talebi de olmamış.
Türkiye'de demokrasi sözcüğü 20. yüzyılın ortasına kadar sadece laf olarak kaldı. Ama liberalizm, padişaha karşı bazı hakların sağlanması, keyfiliğin engellenmesi şeklinde daha önce uygulanmaya başladı. Din, mezhep ve cins eşitliği istemi liberalizmin etkisiyle başlamıştı. Milli Mücadele'yi de aslında bu süreçte devleti kurtarma çabaları içinde düşünmek lazım.
Bir kısmı işgal altında olan yeni devleti dini vurgulayarak ayağa kaldırma çabası. Devrim tarihimizde belli edilmek istenmiyor ama Milli Mücadele dediğimiz dönem fazlasıyla İslami bir dönem. Osmanlı'yla karşılaştırdığınız zaman bunu görüyorsunuz. Büyük Millet Meclisi, Meclis -i Mebusan'dan çok daha İslamidir. Kürsüden Kuran okunuyor, mebuslar topluca namaza gidiyorlar, Hâkimiyet Milletindir'den önce Meclis duvarlarında dini sloganlar yazıyor.
Bir seminerde Kemalizmin bir tür 'Yeni İslam' olduğunu savunmuştunuz.
Eski bir makalemde dogmatizm açısından bir benzerlik kurmuştum. Dinde inançlar tartışılmaz. Pozitivizmden gelen Kemalizm de sanki dini şeylermiş, dogmalarmış gibi bilimi tartışılmaz hale getirmiştir. Burada bir çelişki olduğunu düşünüyorum. Bu yorumu yaparken, yeni bir şey söylediğimi sanıyordum. Dr. Adnan Adıvar, 1950'de benzer şeyler söylemiş: "Şimdi yeni düşünce, eskiden İslam dogmasının tuttuğu yeri tutuyor. Bundan ötürü, Türkiye'nin düşünce tarihinde, özgür ve eleştirici bir ruhun, İslamcı ve Batıcı düşünüşler arasında sahici bir etkileşim olmasını sağladığı herhangi bir düzenin varlığına işaret etmek hâlâ olanaksızdır."
Cumhuriyet laikliği, dinin özüne karşı çıkmıyor, dinin toplumsal kökenlerini yok etmeye çalışmıyor, öyle mi?
Kontrol etmek istiyor . İnancı bireysel hale getirirken dini devlet denetimi altına alıyor.
Laiklik, ilerici bir ilke. Halkçılık da... Cumhuriyet'in kuruluşunda bu iki ilke çatışıyor. Kemalist devrimi, İslamcı kesimlerden uzaklaştıran, halka yabancılaştıran laik düzene geçiş mi?
Din, Osmanlı'da olmadığı kadar önem kazanmışken Cumhuriyet dönemindeki bir dizi laikleşme ilkesi topluma yabancı geldi. En acıtanı da herhalde alfabe değişikliği olmuştur.
Osmanlı'da Hegel'i bilen yok
Batıya giden Osmanlı aydınlarından söz ederken, örneğin Fransız Komünü'nü hiç merak etmediklerini belirtiyorsunuz. Fransız Devrimi üzerinden geçen yüzyıldan fazla sürede bu dalganın
Osmanlı'ya ulaşamamış olması düşündürücü değil mi?
Hiç şüphesiz işçi sınıfının doğması sadece aydınların bilinçleriyle ilgili değil, endüstrileşmenin de sonucu. Osmanlıları Ruslarla mukayese edebiliriz. 19. yüzyılda bizim Namık Kemal nesli gibi Çarlık Rusya'sının baskısından kaçıp Batı'ya göç eden Rus aydınları var. Osmanlılar'la aralarında müthiş bir fark görüyoruz. Rusların derdi çarlığı yıkmak.
Bizimkilerin problematiği devlet nasıl kurtulur! Mesela Osmanlılar arasında Almanca bilen yok, Marx'ı , Alman felsefesini, Hegel'i bilen yok. Namık Kemal çok sıkı bir İslamcı.
Sosyalist düşünce ne zaman yeşeriyor?
Türkiye'de yakın dönem hareketleri dahil sosyalizmin iki temel zaafı oldu. Bir tanesi işçi sınıfına dayalı bir akım olmadı. 68'lerde öğrencilere dayalı bir akım oldu. İkincisi, daha vahim. Türkiye'de sosyalizm Marksizm olarak değil, Marksizm - Leninizm olarak gelişti. Marksizm Leninizm derken kastettiğim şey özellikle bu anti - emperyalist yönü sosyalizmin. Marksizmin anti- emperyalist olduğuna emin değilim.
Marx daha global bakıyor. Halbuki Lenin, kapitalist ülkelerin dışında sömürge ve yarı sömürgeleri de bu mücadeleye katabilmek için bir milli demokratik hareketler kategorisi ortaya çıkarıyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerin emperyalizmine karşı onlarla beraber hareket etmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Türkiye'de 1920'li yıllarda emperyalizme karşı çıkan biri milliyetçi olduğu için mi karşı çıkıyor, sosyalist olduğu için mi, bu karışıyor.
Türkiye solunun yeni vizyonu ne olmalı?
Korkarım artık sosyalizm, proletaryanın ideolojisi şeklinde anlaşılmaktan çıkmak zorunda. Önemli olan demokraside halkın duyarlılıklarıdır. Eğer halka sosyal adalet yönünde, barışçı, haksever, demokratik liberal bir duyarlık kazandırılabilirse sonuçta kimin iktidara geleceği fark etmez, muhtemelen o ortam içinde bir sol yapılanma ortaya çıkar.
Atatürk de rahatsızdı
"Kemalizm konusuyla solun hesaplaşması" gerektiğini öneriyorsunuz.
Türkiye'de kendilerine sol diyen insanlar Kemalizmle hiçbir zaman doğru dürüst hesaplaşmadılar. Millileştirmeler, devletçilik sadece "Kızılelma" koalisyonuna katılanların değil geçmişte komünistlerin de onayladığı şeyler. Türkiye'de sol araççı terimlerle anlaşılmış. Belki Marx'ın kendisinden gelen mülkiyet fetişizmi var. Bugün anlaşılıyor ki önemli olan denetim.
Ayrıca demokrasi, solculuğun ilk şartıdır. Oysa Jakoben yaklaşımda- ki bunu solcular da benimsemektedir - demokrasi başka şeylerin gerçekleşmesi uğruna ihmal edilecek bir şeydir. Atatürk'ün her yaptığı doğruydu yaklaşımı yanlış. Resmi tarih çok tek yönlü. Mesela 1925'te Şeyh Sait İsyanı bahane edilerek çıkarılan Takrir -i Sükûn Kanunu bir dönüm noktası. Fethi Okyar, Serbest Fırka dönemini anlatırken şunu yazıyor: "Mustafa Kemal bana dedi ki: Gençliğim Abdülhamit baskıcılığına karşı bir isyan hakeketleriyle dolu geçti, bugün bir yere geldik, gözlerimi kapatsam arkamda bırakacağım bir diktatör manzarasıdır" Arkamda bırakacağım diktatörlüktür diyor. Atatürk'ün kendisi de çok rahatsız.

devam etmekte...

gurkan
02-28-2006, 11:47 AM
'Kızılelma' karikatür gibi
Solculuk ile ulusalcılığın karışması tarihin cilvesi mi?
Her şey ikinci kez ortaya çıktığında biraz karikatür gibi oluyor. Türkiye'deki bu son, "Kızılelma" koalisyonu falan işin karikatürü gibi. Osmanlı'da Yunan, Sırp, Bulgar milliyetçi olduktan sonra sıra Türklere geliyor. Türkler de milliyetçilik yapacak olsalar imparatorluğun dağılmasını teşvik edecekler. O zamanki solcular da çok milliyetçi. Önemli bir faktör de Cumhuriyet Türkiyesi Sovyet dostu. Kemalist iktidara karşı sert olamıyorlar. Moskova'nın telkini de o yönde. Sol güçlenemiyor.
Soldan kaçışın temelinde ne vardı?
Demokrasi dediğimiz şey sol için bir ön şart. Osmanlı'da öncelikle meşruti anayasal zemini gerçekleştirme arzusu gözleniyor. Ancak o dönemde sol fikrin sahibinin Rusya olarak görülmesi ve son iki yüz yıldır yapılan her savaşta yenilmiş olarak çıkmaktan duyulan düşmanlık sosyalist akımların önünü kesti. Bir de Milli Mücadele'ye karşı olan çevreler Ankara'yı Bolşeviklikle suçlayıp din düşmanı olduğunu falan söylemeye çalışıyorlardı.
AIHM, MGK gibi düşündü
Şeyh Sait İsyanı deyince Kürt meselesi gündeme geliyor.
Kürtler, Tanzimat'la alışık olmadıkları merkeziyetçi yönetime tabi kılınmaya çalışıldığı için sorun çıkıyor, Kürt sorunu var ama çözümü yok. Çözüm genel olmak zorunda, yani Kürt etnisitesinden insanlarla Kürt olmayanlar birlikte yaşama iradesine sahip olmalılar.
Üst kimlik, alt kimlik... .
Kürt kimliğini açıklamak tedirginlik yaratmamalı. Kürtler K. Irak'ta petrol gelirlerine de sahip olurlarsa ve Türkiye bu kafada devam ederse kendi Kürtlerimizi nasıl tutabiliriz? İslam konusu daha karmaşık. İktidardaki AKP bir İslam demokrat partisi mi? Batılılara sorarsanız böyle şey olmaz. İslamcı arkadaşların Avrupa'ya bağladıkları ümitler boşa çıktı. Sanıyorlardı ki insan hakları diye gidince, başörtüsü sorunu çözülecek. AİHM de, MGK gibi Silahlı Kuvvetler gibi düşünüp 'Müslümanlara daha fazla hak tanımaya gelmez'diyor.
Ordu daha toleranslı
Avrupa'da yükselen İslam karşıtlığına ne diyorsunuz? Hz. Muhammed'in karikatürleri büyük tepki gördü.
Mesele Peygamber'in karikatürü değil Afganistan ve Irak müdahalesine, ABD'nin, Avrupa'nın dünya hegemonyasına karşı çıkış yapıyorlar. Türkiye olarak daha şanslı bir yerdeyiz imparatorluk geleneğinden ötürü. Türkiye ABD'nin Büyük Ortadoğu projesindeki şekliyle 'ılımlı İslam' olarak empoze edilemez.
Seçimle gelen, seçimle gitmeli... AKP deneyimi bunu gösterecek.
Gitmeler, gelmekten daha önemli tabii. 28 Şubat süreciyle iktidar değiştirilmesi demokra-tikleşme yolunda iyi bir örnek değil ama ordu da son zamanlarda en azından daha toleranslı görünüyor.




okurken ilgimi çekti... Karilerin(Okuyucuların) ilgisine...

Tabriz_Han
03-01-2006, 12:38 PM
AtaTurk Gazi'di, AtaTurk Osmanlinin ASKERI'DI, siz Murat Badakcinin kitaplarini okuyun ve konusmalarini seyretin, cahillikten kurtulursun.

Vahdedin AtaTurku Samsuna gonderdi, AtaTurk gorevliydi ve muthis derecede basariliydi.

Simdi baska devrimleri bakiniz, Fransada ne oldu? Tum Krallik'in Kelleleri kesildi, Rusyada ne oldu? Tsarlarin Sarayi basildi ve hepsi kursunu dizildi........... Osmanliya ne oldu? eger AtaTurk eger Osmanlidan nefret etseydi hepsini oldururdu ama bunu yapmamis, bugun Osmanli torunlari AtaTurk hayrani ve geri donuyorlar ve HALK HALEN OSMANLIYA COK SAYGILI VE GURUR DUYOR.

Turkce Osmanli zamanda Arapca alfabasini kulanmiyordu, Farsi alfabasini kulaniyordu



Router
Osmanli sulalesi gibi utanilacak bir tarihim olacagina, hic olmasaydi daha iyi olurdu. Onlardan utaniyorum.


Asil Turk haini sizin gibiler.



Router
Onlardan utaniyorum. Benim serefli tarihime silinmesi imkansiz pis bir leke koydular.



Onlar olmasaydi, Ne Istanbul, ne Bursa, ne Edirne, ne Turkiye, ne Kibris bugun Turk olurdu TURK DUSMANI ROUTER.



Router
Ingiltere Kralicesi boyle bir suc islerse, anayasaya gore, idam edilmesi gerekir. Ingiltere, idam cezasini sadece vatan hainleri icin anayasasinda halen tutar.


Yalaka, senin gibi Inglizlere yalvaranlardan gercekten utaniyorum, sen tarihini unutunmu, nasilda Inglizin ayaklarini opuyorsun, bize ne Ingletereden, onlarin Kralligi OSMANLI HANLARLAN KARSILITILMAZ.

SATAN SATANA SATAN SATANA.................;)

Sen AtaTurku tanrilastiriyorsun, neredeyse yeni Din yaraticaksin, senin gibi gicik insanlarin yuzunden AtaTurke HAK ETTIGI saygi ve sevgi verilmiyor, insanlarin canlarini sikiyorsun, sacma sapan hikaylerinle.

AtaTurk cok boyuq Yigit Kahraman adamdi, gercekten muthisdi ve son Yuz Yillin en onemli Baskanlardan biri, ama sen bu Mert Turku REZIL ediyorsun, sen kimsinde AtaTurkun Papagini oldun herseyini tekrar ediyorsun ve kendine gore deyistiriyorsun.

SIZ ATATURKU KULLANIYORSUNUZ, YETER ARTIK, ATAMIZA RAHAT BIRAK:evil:

gurkan
03-01-2006, 12:41 PM
[quote=router] Ben gecmisim Osmanli oldugu icin cok utaniyorum, ve yerin dibine giriyorum. Mecbur kalmadikca, insanlara soylememeye calisiyorum.

Neden Osmanlıdan Utanıyorsun ? Neden Yerin dibine Giriyorsun ? Neden İnsanlarla Bu bilgiyi paylaşmıyorsun... Senin geçmişin yok mu ? Geçmişine sövecek haklı nedenlerin nedir ? Hangi haklı neden Geçmişine sövmeye(Sövme kelimesi tabiren tarihe ve isnad edilen özellikleri barındırmayan mesnetsiz yalanların öz tabirinin ifadesini sözme tabiriyle ifade etmekteyim. Yoksa kimseye ne kişisel husumetim olur. Ne de hakaretim.) seni itmiştir. Misyonerlerin kaleme aldığı iftira dolu isnadlar mı ? Yoksa Avrupadaki Osmanlıya isnad edilen yalan tarih mi ? Ya da İngiltere de aldığın eğitim mi ?

Peki cevabını yazacaksın.... konuşacağız...

Sulalede delilik/akil hastaligi,

tek tek inceleyelim... Bu hastalık(delilik olsa da utanılacak bir şey değil) Allah'ın insanlığa bir imtihanı. Bu bize de verilebilirdi. Ha şunu ifade edeyim. Peki bu deliler kimlerdir. ismini koy. İnelim o gün kü şartlara bakalım. olayın iç yüzü nedir ? Bu sülelede(Osmanlı hanedeni demeliydin? Bu O hanedana ve biz Osmanlı Torunlarına yapılan büyük bir hakaret. Biz Osmanlının devamıyız Yoksa sen gökten zembille indiğimizi düşünüyorsun ? Şaşarım ! )ki herkes delimidir bakalım ? Yoksa cüzzü midir ? Nasıl deli olmuşlar ?

Turk vatandasina saygisiz, aptal/koyun surusu muamelesi yapmalari,

Nerden biliyorsun böyle olduğunu yoksa sen gaybımı biliyorsun ? Hangi Tarih kitabı bunu yazmış ? Masonlar mı ? Misyonerler mi ? Yoksa Osmanlı korkusu hala hafizalarında duran vahşi batı mı ? Acaba bu sözü söyleyenlerin ya da yazanların kasdı neydi hiç düşündün mü ? Bu olay ne derece doğru ! Yoksa istisnaa bir olay mı ? Koca bir iftira olduğunu peki hiç düşündün mü ?

sarayda Turkce yerine baska ulkenin lisanini konusmak,

Hangi dilmiş o bir ifade et bakalım ? Gökten bir anda zembille inen bir dil mi ? Bir anda konuşmaya anlaşmaya başladılar ? Dayanak ? Kimler konuşuyor bu dili ? yani ne kadar genel veya ne kadar istisnai ?

Turk ile evlenmeye tenezzul etmemek/devamli yabancilarla evlenip kendi kanlarini karistirmak,

Ne oluyor kan karışınca bozuluyor mu ? Nerden biliyorsun evlenmediler ? Doğru yabancılarla evlendiler. İyi ya bir de şöyle düşün düşman kalesini içten fethettiler. Kızlarını da müslüman ? Yoksa bundan ötürümü utanıyorsun ? Yoksa böylelikle ya bu padişahlar Türk değildir. Çünkü kanları karışmıştır. Ve Osmanlı da Türk değildi zaten diyip geçmişini redmi edeceksin ? Sen nesin ? Irkçı mısın ? Osmanlı padişahları pek düşünememiş sonradan gelen nesilin hey Osmalılı Sülalesi siz böyle böyle yaptınız eee ne yapmışlar yabancı kızlarla evlenmişler bundan dolayı ırkınız(kanınız) bozulmuş ben sizden utanıyorum !....

kardesini bebekliginden beri kus gibi kafesin icinde yasatmak, padisahlik unvani icin kardeslerin devamli birbirlerini zehirleyip oldurmesi, kanlarinin bozuk olmasi;

vs... vs... Eee bunlar nasıl olmuş nasıl gelişmiş diye sordun mu kendine ? Bir e şu soruyu sordun mu ? Medeniyet dediğin batı nasıldı ? Yoksa sen zaman mekan hatasına düşüyorsun ? Bugün kü şartlarla geçmişi değerlendiriyorsun..

Ingilizlerle bir olup, vatani dusmanlara satmak...

Kimmiş o vatanı satanlar ? Sen bunların koca bir yalan olduğunu biliyormusun ?


Kim onlara benzetilmek ister?

Şahsım Osmanlı Torunu olarak kendimi kabul ediyorum. Osmanlıdan gurur duyuyorum. Osmanlının (geçmişimin) hatalarından ibret alır geleceğime öyle bakarım... Ve senin düşüncen de olan istisnadır. Ne yazık bugün Türkiye Cumhuriyeti bir Osmanlı Hiç bir zaman olamamıştır. Herkes bilir Osmanlı dile kolay 623 yıl hüküm sürmüş. Cihan imparatorluğu yaptış. Fermanla Kral değiştirmiş. Koca medeniyettir.

Ataturk gibi asil ve serefli bir Turk askeri, boyle insanlara neden benzemek veya benzetilmek istesin? Bu, Ataturk gibi butun dunyanin onunde saygiyla egildigi bir lidere asla yakismaz.

Bunu Bir de sen Atatürke sor cevaplasın ? Nerden biliyorsun ? Zan dan başka bildiğin ne ki ?


Benim Ata'm; bir dusman ve yabanci hayrani olan Osmanli ailesinin kulturunu Arap egemenliginden kurtardi.


Atatürk senin tekelinde olduğunu bilmiyorduk ! Öğretin bize... Kim dedin düşman... Vatanın sahiplerine düşman mı dedin ? delilin ne ? Osmanlılar Arapmıydı demek istedin ? Bu ne perhiz Bu ne lahana turşusu. Boyundan büyük laf etmişsin...


Biz Turk'uz neden Arap alfabesi kullanalim?

Yani biz türkler hangi alfabeyi kullanıyoruz ? Türk alfabesini mi ? Latin.


Osmanli sulalesi gibi utanilacak bir tarihim olacagina, hic olmasaydi daha iyi olurdu. Onlardan utaniyorum. Benim serefli tarihime silinmesi imkansiz pis bir leke koydular.

O şanlı Osmanlı Torunları da diyor ki... Geçmişine söven geçmişsiz kalır. Geçmişi olmayanın geleçeği olmaz. Şahsım olarak ben utanıyorum kimden ? Geçmişine sövenlerden...

Ata'm; benim ve benim gibi dusunen diger Turk'ler gibi, Osmanli'lara benzetilmek istemiyordu. Yaptiklari cirkin ve yanlis seylerle bizim gecmisimizi kirlettiler. Bizi baska ulkelerin onunde rezil ettiler. Oyle asagilayici bir tarihim olacagina keske hic olmasaydi.

Osmanlı Gibi ak bir tarihe her millet sahip olmak ister lakin her millete bu nasip olmaz...

gurkan
03-01-2006, 12:52 PM
[quote=router] Osmanli ailesi vatan hainidir.

Kimden öğrendin bu yalanı ? İngilizlerden mi Yoksa Tarihisaklayıp değiştirip yalan tarih yazan yalancılardan mı ? Osmanlı Ailesi bu vatanın sahipleridir.



Boyle insanlardan siz utanmaz misiniz? Kani bozuk insanlarin yaptiklari utanc verici seylerle kim gurur duyar?

Yine bir ırkçı söylem. Asil kanı bozuk... Diyecem bir söz... Ben duyuyorum gurur Cihan İmparatorluğu yapmış bir Osmanlıdan...

Ingiltere Kralicesi boyle bir suc islerse, anayasaya gore, idam edilmesi gerekir. Ingiltere, idam cezasini sadece vatan hainleri icin anayasasinda halen tutar. Sizce vatan haini olmak affedilecek veya gurur duyulacak bir seymidir?

Kızçağazım yalan bunlar koca bir yalan... Bu vatanın sahibi Osmanoğulları hain değildir.

Osmanli ailesi benim vatanimin topraklarina donseydi, cezalandirilacakti.

Ben bu Osmanoğullarına yaptılanlardan dolayı utanıyorum....



halifeligi kaldirirken soylemisti.


Halifelik kaldırılmadı. Bugün kü söylenen yalanlardan bir tanesi de bu. meclis halifeliği İslam dünyası işgalden kurtulana kadar askıya kaldı. Atatürk sonarsı yötetimlerde askı da tutuyorlar... Aç oku belgeyi ne yazıyor öğren....

Ataturk'un bizlere soylemis oldugu bir soz vardir, "Turk ulusu utanmak icin yaratilmis bir ulus degildir" Dusunceme gore, bu sozu Osmanli gecmisimizdeki utanc verici olaylar icin soyledi. Bizim utanip, bu duygudan rahatsiz olmamizi istemedi.

Ya da Koca bir şanlı Tarihimiz olduğunu vurgulamış olmasın ? Tarihimizin Alnımızın teri gibi ak olduğunu vurgalamış olmasın ? Ooo dilin kemiği yok...

mustafa06
03-01-2006, 02:15 PM
Atatürkün osmanlıdan utanması mümkünmü?
Atatürk osmanlı kültürü ile yetishmish, osmanlının sherefli bir pashası olmush. osmanlının ordusunda onun bekası ichin savashmısh bir insandır.
osmanlıdan utanan bir insan, her mesleği sechebilirdi ama osmanlıya canı ile hizmet olan askerlik mesleğini sechmesini kimse bekleyemezdi. oysa Atatürk askerliği sechmish bir insandı.
Tarihin akıshı Atatürkü osmanlının son yıllarında tarih sahnesine chıkartmısh, osmanlı ülkesi ichin gerekli her türlü hizmeti yapmısh . Osmanlının chökeceğini gördüğü ichin (padishah vahdettinin bilgisi ile olduğuda söyleniyor.) anadoluya gecherek kurtulush savashının chalıshmalarını baslatmıshtır.
Anadoluda Atatürke destek veren millet o güne kadar osmanlı ülkesinin insanları idi, ekseriyeti öyle okumush, avrupalar görmüsh insanlar da değillerdi. yani ''osmanlıdan utanmak gerekir'' eğitimini almamısh insanlardı. ama bir sheyi fark ettiler ''osmanlı chöküyordu'' tarihten alıshkın olduğumuz ishi yapmak gerekiyordu. yani, yeni bir ülke kurulmalı idi. sonuchta bunu yaptılar.
eğer osmanlı hain olsa idi. Süpheniz olmasın Atatürk gibi dirayetli bir insan onları idam etmektende kachmazdı. Peki neden yurt dıshına gönderildiler?
Kraldan chok kralcıların olduğu Bu ülkede yashamaları hem ülkemiz hem osmanlı ailesi ichin tehlikeli idi. gitmeleri bu tehlikeyi önlemishtir.
hain olarak gördüğünüz osmanlının ailesinden hich kimse 80 yıl boyunca bashka bir ülkenin tabiyetini sechmemish. vatansız yashamayı göze almıshlar. son yıllarda chıkan izinlerden sonra yine gelip Türkiye tabiyetini istemishlerdir. (Bu gün Türk olduğunu iddia edip Amerikan veya avrupanın bashka ülkelerinin vatandashlığını almak ichin O ülkelerin kadın veya erkekleri ile evlenen, chocuklarını oralarda doğuranları VS her yolu deneyenleri de görünce) Ben bu insanlardan utanmıyor aksine gurur duyuyorum.
İnsanlar gechmishlerinden utanch duyarlarsa reddi miras yaparlar. Chok uluslu olan osmanlı ülkesinde diğer milletler osmanlının mirasını reddederken Atatürk öyle bir yolu denememish aksine sahiplenmish. hatta ''osmanlının borchları bizim borcumuzdur'' diyerek son kurushuna kadar ödemishtir.
bu nasıl bir gechmishten utanmadır ?
yabancı ile evlilikleri sevmiyorum ama eleshtirenler önce kendi chevrelerine Bakmalarında fayda vardır diye düshünüyorum. evli yoksa bile ah chekenlere dikkat etsinler.
Selchuklu veya osmanlı hich farklı değil. benim gechmishimdir.
sizler kabul ediniz veya etmeyiniz. dünya biliyorki; osmanlı, tarihteki diğer türk devletleri gibi bir türk devletidir. bu dünyaya 600 yıl hükmetmishtir.
Bu gün ortadoğudaki karıshıklıklara bakınca onca ulusu 600 yıl bir arada tutma basharısını osmanlının nasıl gösterebildiğini dünya takdir ederken biz gechmishimizden utanıyorsak, sorunun gechmishimizde değil kendimizde olması gerekir diye düshünüyorum.
Osmanlını konushtuğu dili TF ichinde bashka bashlıklar altında örnekleri ile osmanlıca denen dilin Türkcheden bashka birdil olmadığını konushmushtuk
Tekrar tekrar aynı konuları yazmanın da anlamı yok.
Osmanlı imparatorluğu,Türkiye Cumhuriyeti , Göktürk devleti ve diğerleri Benim tarihimin altın sayfalarıdır
Atatürk, Kanuni , Fatih, Osmangazi, selchukbey, Emir Tİmur, ve diğerleri Benim tarihimin altın insanlarıdır.
Böyle bir milletin ferdi olduğum ichin Gurur duyuyorum.
Altını pisliğin ichine atmakla değerinden bir shey kaybettiremezsiniz.Ancak kaybettiğini sananlar kendilerini aldatmısh olurlar.
sevgi ve selamlar

volvaren
03-01-2006, 02:28 PM
Düzenlendi

Garibinize gitmesin, kimse düzenlemedi, Ben düzenledim.
Bir başlık altında bir arkadaşa "Söyleyecek sözün varken susmak büyüklük göstergesidir" demiştim. Onu hatırlayınca tüm yazdıklarımı sildim.
Zaten benim yazacaklarımı Tabriz_Han, gurkan ve mustafa06 yazmış elleri dert görmesin. Bana da sadece onlara teşekkür etmek kaldı.
router'e ise biraz daha bilinçli ve kültürlü olma çağrısı yapıyorum.
Ben de İngilterede yaşadım bir süre. Onların hala asillerin damarlarında farklı kan dolaştığını zannettiklerini biliyor muydun. Onlar, yaptıkları hiç bir şey için sorgulanmazlar, alalade biri (Halktan biri) demek istiyorum o asillerin birisi ile bir şekilde temas kurmayı asla aklının kenarından geçirmez. Adamların böyle bir hayali bile yok. Bizde dağ başındaki çobanın bile padişahlık hayali olur en azından.
Kalın sağlıcakla

Tabriz_Han
03-01-2006, 03:33 PM
Sen, MIT'den ne anlarsin, MIT dangalak cahillerin kurumu degil, derin dusunenler cok iyi egitilmis ve akilli insanlar, acik kafali deyisik yonlerden bakan ve anlayanlar.

Kendine rezil ediyorsun, birak boyle salak davranislari.

Burada kim AtaTurke laf atiyor? kim kotulestiriyor? men son derece saygiliyim hele hayranim, ve burada yazanlarin cogu ayni fikirde, ama halen UTANMADAN bize Vatan Haini ve Dusman diyorsun.

Asil Hain sensin, fikir ozgurlugun ne oldugunu bilmiyorsun ve UTANMADAN Demokrasi, Laiklikden bahs edersin :rolleyes: senin gibi dusunmuyenler hemen Dusman oluyor.

AtaTurku Rahat birak, senin yaptigin ayip, Yigit AtaTurku kullaniyorsun, kendi Yobaz Millitan Laikciligin icin onun sozlerini deyistiriyorsun ve yalanlar yaratiyorsun.

Tabriz_Han
03-01-2006, 05:01 PM
Router
Bana Turkiye Cumhuriyeti neden yanlis tarih ogretsin?


Sen Yobazligini bir kenara koy, kafana ac ve git birseyler ogren, Murat Bardakci guzel arastirma yapti bu sadece bir yazici daha neler var, sen gercekleri ogren, ve ogrendikten sonra hepimize ozur dille.

demirkan
03-01-2006, 10:26 PM
Mustafa Kemal ile Din kavramlarını bir araya getirmek çok gereksiz hatta zararlı. Çünkü din insanın kendisiyle başbaşa yaşadığı bir şeydir. Mustafa Kemal ise başta Türkiye Cumhuriyeti halkının Ata'sı olmuş, öte yandan tüm dünyaya örnek olmuş bir liderdir. Biri bireysel diğeri toplumsal kavramlardır. Lütfen sapla samanı ayıralım.

Mustafa Kemal dini her ne olursa olsun, hatta dinsiz bile olmuş olsa bu bizi ilgilendirmez. Bizi onun geniş ufku, zekası, cesareti, ilericiliği ve liderlik vasfı ilgilendirir.

Bu tip başlıklar açarak Kemalist insanlar arasında bölünmelere neden oluyorsunuz. Atatürk'ün önemli yönlerini araştırsanız böyle bir konuyu açmaya zamanınız da kalmaz gerek de duymazsınız.

saygılar

gurkan
03-01-2006, 11:21 PM
Ferman_ı Hümayün;14.Mayıs.1918

Yaveran-ı şehriyayarimden Erkan-ı Harbiye Mirlivası Mustafa Kemal Paşa'ya:

Harb-i Umuminin müttefikin hesabına ziyai üzerine tahassül eden vaziyet-i siyasiyye, ecdadı izamım mülkünü ve Makam-ı Hilafet ve Saltanatımı müşkül ve tehlikeli bir sahaya sürüklediğinden, Hükümet-i Seniye'min kararı vechile tayin olunduğunuz mıntıkada asayişi temin ve marazai şahaneme mugayir ahvalin hudusunu men'ile cümleten def-i saile bezl-i cehd ü gayret ederek Milletimizin masuniyetini te'yid ve mülkümün eyadi-i mütearrızından tahlisi için yekvucud olarak hareket edilmesini, selamı şahanemle asker ve memurine ve ahaliye tebliğini irada ettim.

Mehmed Vahideddin

Bu ferman dikkatle incelendiğinde M.Kemal Paşa'ya verilen selahiyetin sadece Dokuzuncu Ordu Müfettişliği'ne münhasır olmadığı kolayca anlaşılır. Nitekim ciddi araştırmacılar bu selahiyetin sadece askeri sahaya münhasır olmadığını ve bunun "Padişah vekilliği" tarzında anlaşılması gerektiği hususunda müttefiktirler.(Dr. Rıza Nur a.g.e;476,477)

gurkan
03-01-2006, 11:24 PM
(Fevzi paşa) Çakmak; Türkiye Büyük Millet Meclisi Kürsü konuşması Kayıtları(Harp Tarihi Vesikaları Dergisi 367 ve 368 nolu vesikalar) Bu konuşma Tebliğ haline getirilerek "Mustafa Kemal" imzası ile tamim edilmiştir...

Sultan Vahidettin , işgal kuvvetlerinin ağır baskısı altında eli kolu bağlı bir durumdadır.Bu halin verdiği elem ve kederle bitap ve perişandır.

Bu duruma rağmen kabinede inandığı kimselere daima Ankara'yla teması kesmemeleri hususunda emirler vermektedir.

Muarızların her vesileyle aleyhine kullandıkları Şeyhülislam Dürrizade'nin fetvası; padişah tarafından veya onun emir ve rızası ile değil İngiliz Tazyiki ile ortaya çıkmıştır. Esasen kendisinden evvel Şeyhulislamlık makamını işgal eden Haydarizade düşman baskısına mukavamet edemeyerek istenilen fetvayı vermemek için makamını terketmişti. Dürrizade; ise kabinenin tensibi ile İngiliz Tazyikinden kurtulmak için bu fetvayı üzere aranıp bulunmuş ve o makama getirilmişti. Padişahın Kuvva-yı Milliyeciler aleyhindeki bu fetva ile hiçbir alakası yoktur.

İngilizler ; sanki M.Kemal'in Anadolu'ya gidişi kendi malumatları ve hatta müsaadeleri haricinde olmuş gibi guya Ona mani olmak yoluna gitmeleri ve bu maksadla İstanbul Hükümetince Kuva_yi Milliyenin takbihini istemeleri meri kanunlar önünde izahı imkansız bir muammadır. Bu tarz hareketle ingilizler; İki tarafı karşı karşıya getirmek Ve İstanbul Hükümeti ile Halife'yi milli gaye aleyhinde göstererek halkın gözünden düşürmek maksadını gütmüşlerdir.

mustafa06
03-02-2006, 04:05 PM
sevgili router kardeshim;
Padishah vahdettin ile ilgili söylediklerini okul dönemimizde tarih kitaplarında bizde okuduk. ama aynı milli eğitimin osmanlı tarihini öğrencilerine(bizlere) öğrettiği konuları da incelersen, ertuğruldan bashlayarak,osman gaziyi, orhan gaziyi , murat, yıldırım , bayazıt fatih,yavuz selim , kanuni, ve ve ve
osmanlı tarihi bütün detayları ile anlatılır ve yapılan her savashtaki kahramanlıklar, yapılan anlashmalar öğrencilere öğretilirdi. ve bu tarihin bizim shanlı gechmishimiz olduğu söylenirdi. (vahdettin hakkındaki düshünceniz okullarda aldığınız tarih dersleri ile pekishti ise) o zaman osmanlı ile ilgili diğer öğretilenleride biliyor ve saygı duyuyor olmanız gerekir.
Bu gün bile devlet yöneticileri Osmanlının kurulush yıldönümlerinde söğütteki shenliklerde boy göstermeleri,
osmanlı tarafından İstanbulun fethedilmesinin yıldönümlerinin ülkemizde gururla kutlanması,
Türkiye cumhuriyeti devleti resmi olarak 1999 yılında osmanlının 700. yılını dünyada cheshitli etkinliklerle osmanlı yılı olarak kutlaması
osmanlı gecmishimize resmi ideolojinin de sıcak baktığı konusunda sana bir ipucu vermiyormu?
Osmanlıya veya selchukluya sevgi ve saygı sadece tarihe saygıdır ama o rejimleri istemek anlamına gelmez.
21. yüzyılda hichbir Türk vatandashının cumhuriyetimizin nimetlerini bırakıpta padishahlık rejimi gibi bu gün hichte mantıklı olmayan bir rejimi isteyeceğine inanmıyorum. öyle bir salakta yoktur bu ülkede.
hertürlü bölücüleri duyuyoruz , ama padishahlığı isteyen birisini bu yashıma kadar hich duymadım.
osmanlı soyundan gelenlerle yapılan konushmayı bir TV de izlemishtim. o insanlarda Atatürke hayranlıklarını belirtip, en güzel rejim cumhuriyettir, bunu atatürk bashardı diyorlardı.
güzellikler sizinle olsun.

Tabriz_Han
03-02-2006, 04:38 PM
Router kendini rezil ediyorsun :rolleyes:

Tabriz_Han
03-02-2006, 05:17 PM
Bu forumda en boyuk Turkiye Vatan Haini olan sensin Router.

Ingleterrenin ayaklarini opuyorsun, yalama yapiyorsun.

Londra'da Wahabbi'lerden Din dersi aliyorsun :rolleyes:

Turk halkini bolmeye calisiyorsun.

Tarihine sahip cikmiyorsun, bilmiyorsun ve Turklerin taihine ve kulturune ihanet ediyorsun.

Vahdettin hain deyil, MEN TURK OLARAK TAHIME, KULTURUME, EDEBIYATIMA, TURKULERIME, SIIRLERIME, GELENEKLERIMIZE, ORF ADETLERIMIZE SAHIP CIKIYORUM,

Sizin gibilerini cok iyi biliyoruz, bu dangalak Londra'da yasiyor, TURK MAHALLESINI BILMEZ, Turklerle kaynasmaz, Turke hic hizmet etmez.

Gidip Ingliz sahtekar dostlariyla butun gun onlara yalvarir ve Turkiyeyi lanteler.

Senin amacin belli, herkesi bolmek istiyorsun, fikir ozgurluk istemiyorsun, herkes senin gibi 100% dusunecek, dusunmuyen'de sozde "Vatan Haini" oluyor:rolleyes:

GIT YOBAZLIGINI BASKA FORUMDA YAP, SENIN GIBILER HER SENE AZALIYOR, CUNKU TURK HALKI SENIN GIBILERDEN NEFRET EDIYOR

Tabriz_Han
03-02-2006, 05:28 PM
Gel Turk Konsolos'da bulusalim, sizin gibiler araniyor, Turk Halkini provoke edenler cezalidir...........

Cocuk gibi, zar zar zar agliyorsun, kendini iyice rezil ettin, mantiksiz yobazligin korkunc derecelerde Router, sana yardim lazim.

Ve, MIT ve diyer kurumlari lutfen boyle adil bir sekilde kulanmaya kalkmiyin, MIT'ye hakaret ediyorsun.

Sizin gibiler HERSEYI kullaniyor, AtaTurku, MIT'i, Askerligi, utanmazlar.

mustafa06
03-03-2006, 11:41 AM
Aralarinda iyi padisahlar da vardi, kotuleri de. Padisahlarin hepsi melek degildi. Vahdettin de kotulerdendi. Bunu kabullenmek buradaki insanlara cok mu zor geliyor da, inkar ediyorlar? Onumuzde koskocaman imzalanmis bir Sevr antlasmasi var. Kim gercekleri inkar edebilir ki? Vahdettin dusmanlari benim vatanima soktu. Yurdumun her kosesinden dusman fiskiriyordu. Ne kansizdir o Vahdettin!

19 Ağustos 1920 Sevr Barış Antlaşması'nı imzalayanlar ve Saltanat Şûrası'nda olumlu oy kullananlar TBMM'nce vatan haini ilân edildi.

router kardesh
Söylediğin bu sözlerle daha mantıklı düshünüyorsun.
''Padishahların iyiside vardı, kötüsüde vardı'' derken,daha önceki eleshtirilerinizde; size göre kötünün ismini söyleyip, onu eleshtirmeniz gerekirdi. Bir padishah, 600 yıllık osmanlı değildir. oysa siz tüm osmanlıyı kötüleyip, osmanlıdan utandığınızı v.s v.s hertürlü hakareti yaptınız. 600 yıllık shan ve sherefle dolu bir tarihi inkar ettiniz.
Biran ichin varsayınızki vahdettin hain olsa bile, Bu osmanlının tamamını karalamayı gerektirmez diyebiliyorum, chünkü modern hukukta dahi suchta kishisellik vardır, allah korusun yani siz cinayet ishleseniz, cezayı size verirler. bu suchunuzdan dolayı babanız , kardeshleriniz veya tüm sülaleniz sorumlu tutulamaz.
Teshbihte hata olmaz derler; Pire ichin yorgan yakıyorsunuz.
vahdettini sen sevmek zorunda değilsin. Bu konuyu tartıshabilirsiniz. karshı fikirleri dinlersiniz, inanır veya inanmazsınız. ilk düshüncenizde kalmaya devam da edebilirsiniz. sizin beğenmeme hakkınız olduğu kadar, bashka birisininde beğenmesini de (belki eleshtirirsiniz) doğal karshılamanız gerekir.
Vahdettini beğenenleri (nedenini sormadan) vatan haini ilan edip, tehdit etmek, bence öncelikle insanın kendisine saygısızlığı, sonra Düshünce özgürlüğü ve demokrasiye inanchsızlığı olabilir. Sizin böyle bir insan olduğunuzu ben hich sanmıyorum.
İnsanlar;Hakarete varan sözler ve tehditlerle kendi fikirlerini bashka insanlara kabul ettirmek bir tarafa, anlatamazlar bile. Chünkü dinleyen kimse olmaz.
Ortada duran bir gerchekten bahsediyorsunuz; ''sevr anlashması'' doğru da söylüyorsunuz. Osmanlı, sevr anlashmasını imzalayacak noktaya bir gündemi geldi yoksa vahdettin aksham yatıp bir rüya görüpte sabah kalkınca ''chağırın avrupalıları ben sevr anlashması gibi ülkemi bitiren bir anlashmamı imzalayacağım'' dedi.
Kusura bakmayın vahdettin enaz ikiyüzyılın sonunda enkaz haline gelmekte olan bir ülkeyi devralmıshtı. ülke avrupanın hasta adamı idi. yani can chekishiyordu. Bu durum sadece vahdettin sorunu değildir.
Size iki soru sormak istiyorum; 1-Türkiye cumhuriyetini son 35 yılda 200 küsür milyar dolar borca sokan, ekonomik olarak güchsüz bırakarak ,sonunda Amerika- ırak krizi sırasında ülkemize 2. sevr sayılabilecek 1 mart teskeresini neredeyse kabul noktasına getiren eski siyasileri vatan haini olarak değerlendiriyormusunuz
2- örneğin; 2001 yılında yashanan ekonomik krizde amerikanın 1 milyar doları ''veririm, vermem,canım isterse veririm '' diyerek türkiyenin boğazını sıktığı günleri hatırlarsınız. yanlısh politikalarla ülkemizi ekonomik olarak güchsüz bırakarak,o noktaya getiren dönemin iktidarının bashbakanı sayın Bülent Ecevit'i nasıl değerlendiriyorsunuz.

mustafa06
03-03-2006, 12:06 PM
Belki merak edenler chıkabilir;

Bahsettiğm siyasileri ben ASLA VATAN HAİNİ OLARAK DEĞERLENDİREMEM.
Olsa olsa beceriksiz iktidarlar ve siyasetchiler olabilirler.
problem siyasetchilerde değildir.
toplumlar, kendilerine layık oldukları idarecileri secherler. siyasilerin basharısızlığı, aslında doğru insanları sechemeyen halkın basharısızlığıdır.

mustafa06
03-03-2006, 12:18 PM
Mustafa Kemal Ataturk biz Turk mIlletine ozgurlugumuzu ve egemenligimizi verdi. Biz Osmanli ailesinin esiri olmak istemiyoruz. Ben, bana hurriyetimi, egemenligimi veren Mustafa Kemal Ataturk'u seviyorum. Osmanli ailesinin benim icin hic bir onemi yoktur! Onlara kufur bile ederim.


Yazınızı okuyunca tamda teshekkür edecektim. ''Onlara küfür bile ederim'' cümlesi olmasa idi.
sizin bir bashlığınızda bayan olduğunuzu yazdığınızı hatırlıyorum.
bayanların; bulundukları ortamlarda daha temiz bir tartıshma ortamı Yaratmada katkı sağladıklarına her zaman inanan birisiyim. Hele hele Küfürün ''k''sının gechmesinin mümkün olmadığına inanırım.
Chünkü Küfür charesizliğin ve zayıflığın belirtisidir.
oysaki siz öyle birisi değilsiniz. o halde nichin küfür.

borcugin
03-03-2006, 02:22 PM
[quote=gurkan] Siz dini kullanarak, Turkiye'de birseyler yapmaya calisiyorsunuz, ama bunda basarili olamiyacaksiniz. Sizin yazdiklariniz cok iyi inceleniyor.
S.A.
Siz incelenmiyor musunuz? Şu anda hukuki olarak suç işlemeye yaklaşıyorsunuz.
Selametle.

Tabriz_Han
03-03-2006, 02:23 PM
KIMI MOLLAH KIMI DERVIS ALLAH BIZE NELER VERMIS
KIMI MOLLAH KIMI DERVIS ALLAH BIZE NELER VERMIS

ASIK VEYSEL,

Vatan Haini oldumu Router:rolleyes:

Burada kim AtaTurke karsi laf atti ha? men AtaTurk'e hayranim, Osmanliya hayranim, Timur'a hayranim, Selcuklara hayranim, Karahanidlere hayranim, Uygurlara hayranim, Baburlara hayranim, Safavidlere hayranim, Karakoyunlara hayranim, Akkoyunlara hayranim,

TARIHMIZE SAHIP CIKALIM, GURUR DUYALIM:cool:

Tabriz_Han
03-03-2006, 03:25 PM
AtaTurk halife olacakti ;)

gurkan
03-04-2006, 02:21 AM
Ben Halifeliğin Kaldırılmadığını ve o zaman ki meclis meclis kararıyla islam dünyasının işgalden kurtarılana kadar askıya alındığı belgeyi okuyan


1-) Son Osmanlıca Bilen 7 Cumhurbaşkanı Kenan Evren in konuyla ilgili açıklamasından

2-) Tarihçi Prof.Dr. Ahmet Ağırakça'nın bir konferansından öğrendim.

hepside tesadüfen... bir de üstüne ilaveten bir çok kaynakta da rastlayınca merakım iyice artı.

şimdi o belgeyi araştırıyom bulmak için... yani elimde bunun belgesi yok ama belyeye dayanan kaynak çok... Ama kaynakları derinlemesine inceleyecem.

ha benim derdim tarihte kalmak değil tarihe objektif yaklaşmak. Yanlı Tarihin milletimizi böldüğünü düşünmekteyim. Bölünmeden nefret ediyorum. Senin anlamakta zorlandığın bunlar. Aşırı yolları sevmiyorum. Bu Türkiyeyi boşuna oyalıyor. Enerji kaybına yol açıyor.

söylediğim üzre Cumhuriyet neyi öngörürse gönülden bağlıyım.

biraz nutuk çekmişsin biz cahile sayende nutuk dinledik. sanki biz bilmiyoz neyin ne olduğunu vs.vs.

Gerçekten çok cahiliz. Neden diyeceksin Bu bölünme kime yarar sorusunu sormadığımız için. Ya arkadaş geçmişimiz eğrisiyle doğrusuyla yaşanmış geçmiş biz geçmişten ibret alıp bakalım geleceğe milletimizi bölmeyelim sağçı solcu alevi sünni kürt laz çerkez. Yok Osmanlı haindi. Hain olunca bize ne hayrı var anlamadım gitti. Hain olsa gerçekten gam yemeyeceğim. Biz geçmişimizden güç alıp birlik olmamız gerekli. Bizim Geçmişimiz Cihan İmparatorluğu yapmış.

şahsımla ilgili biraz bilgi vereyim. Çalışmalarımla ilgili her cumartesi pazar toplamda 6 saat olmak üzere her hafta Her biri alanında uzman Bilim adamlarından ( Üniversite hocası (Prof. veya Doç. düzeyinde) kendimi yenilemek güncelemek adına eğitim almaktayım. Konferansları takip etmeye çalışıyorum. akşamları da belli alanlarda ders almaktayım. Ekonomilerle teknolojilerle piyasalar kurumlar yapılanmalar vs.vs. ilgili. Çünkü bilgi çok çabuk değişip gelişiyor. Ürün dönemleri çizgisi 3 aya kadar düştü. Bilgi 1 yıl içinde yenilenmezse nötr hale geliyor. vs.vs. Buraya yapıcı olmak ve birleştiri olmak yönünde yapıcı katkı sağlamak amacıyla bulunmaktayım. ama hiç ne alaka olmayan şeylerle itham etmektesin beni. Bilesin ben din bilgini değilim. Tarihçi de değilim .şair değilim. İktisat mezunu olup özel bir şirkette yöneticilik yapmaktayım. Bilimde ilimde ki gelişmeler önceliğim. Bunun yanında müslümanım.

Ha itiraf edeyim bende bir zamanlar Vahdeddini hain bilirdim. Ve de Halifeliğin kaldırıldığını meğer öyle olmadığını öğrendim. Ama şu an Halifelik askıdadır. Yetki Her ne kadar TBMM olsa da bu yetkinin uygulanabilirliği yoktur. Bu kararlar tarihtir. ben deniz tarih objektifliği açısından yazıyorum. Sonra Arşiv belgeleri önümüze konmaya başladı vs.vs. Şimdi de Vahdetine hain sıfatı kaldırıldı. Halifelik askı da kalmakla (kaldırılmıştır) . Ama İslam Konferansı Örgütü bünyesinde Türkiye öncülüğünde yeni yapılanmalar var. 10 yıllık bir süreç var. Belki yapısı değişebilir. Ve Tüm islam alemine bu ülkeler halife ya da başkan seçebilirler. vs.vs. Çünkü Hristiyanların bir papası var Müslümanların yok. Belki bunun adı halife de olmayabilir. İslam Konferansı Örgütü birliğe dönüşebilir. Ve islam ülkeleri başkanlığı oluşturulabilir. Artık ülkemizde çok şey tartışılmakta. Ermeni kökenli Cem Özer Orhan Pamuk gibi... Hainlikleri. Sonra bunların kimlerle bağlantsı olduğu... (Eğitim ve burs aldığı yurt dışı bursları) vs.. Son 1980 yılları sonrasında Türkiye de çok şey değişti. Bu konular geniş kitlelerce tartışılmakta. elimden geldiği kadar gündemi takip ediyorum. Ve ayrıntısına kadar irdeliyorum. Sağolsun Üniversite hocalarım zamanında çok yordular beni Türkiye yi batırıp çıkartıyorlardı siyaset ve ekonomi politikalarıyla. Yani ben senin gibi düşünenem.

mustafa06
03-04-2006, 06:24 AM
Demokrasiye inancın ilk shartı; bashka insanların da varlığını kabul ve düshüncelerine saygı gösterebilmektir. sizin düshüncenize nekadar zıt olursa olsun, düshünceden öteye gitmiyorsa onu hazmedebilmektir.

İĞneyi kendime batırarak, öz eleshtirimi yapmak istiyorum
Kendim ichin istediğim demokratik özgürlükleri bashkalarından esirgiyorsam veya kısıtlanması yönünde chabalarım varsa ben henüz demokrat bir kishiliğe sahip değilim demektir.

Bu durumumu insanların bana göstermelerine rağmen değishtirmemekte ısrarlı isem; Bir iddiada bulunup , insanların o konu ile ilgili sorularını görmezden gelerek cevap vermiyor( veya veremediğim ichin) , sadece (papağan misali) kendi ezberlediğim sözleri tekrar tekrar yazıyorsam, bunaldığım anda yazılarımı silip'' benim ichin bu forum bitmishtir artık gidiyorum '' diyerek insanlara saygısızlık yapıyorsam, beni dinleyen ve değer veren insanlar bulmam mümkün değildir.
yani kendim chalıp, kendim söylemish olurum ki; Akıllı insanlar bunu hissettikleri anda gereğini yapmaları gerekir.
Güzel Bir sözümüz vardır''Bir shey biliyorsan söyle seni ansınlar, yok eğer birshey bilmiyorsan sessiz kalda adam sansınlar'' diye
kuru ve lüzumsuz tartıshmalardan sıkıldığım ve kendi adıma gereğini yapmak ichin;
ben uzunca bir süre ichin sessiz kalmak istiyorum.
sevgiler ve selamlar

Qizilbash
03-05-2006, 09:50 AM
Yanılmıyorsam Ecevit Vahdettini hain hesab etmirdi.

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:11 AM
SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK
http://api.fmanager.net/api_v1/functions/thumb.php?image=http://207.44.240.34/files/book/pictures/SAMIMI_DINDAR_BIR_ATATURK.jpg&width=100 (javascript:void window.open('http://api.fmanager.net/api_v1/functions/thumb.php?image=http://207.44.240.34/files/book/pictures/SAMIMI_DINDAR_BIR_ATATURK.jpg&width=350','Win','toolbar=0,location=no,directorie s=0,status=0,menubar=0,scrollbars=0,body topmargin=0,leftmargin=0,resizable=0,width=350,hei ght=500'))

ATATÜRK'ÜN İSLAMİYETE BAKIŞI

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg

'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz' 3 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#3)


M.Kemal Atatürk
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/011.jpgAtatürk'e göre, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünü hazırlayan önemli sebeplerden birisi İslamiyet'ten uzaklaşmaktı:
'Türkler' diyor Atatürk, 'İslam oldukları halde, bozulmaya, yoksulluğa, gerilemeye maruz kaldılar; geçmişin batıl alışkanlık ve inançlarıyla İslamiyet'i karıştırdıkları ve bu suretle gerçek İslamiyet'ten uzaklaştıkları için, kendilerini düşmanlarının esiri yaptılar. Gerçek İslam'ın çok yüce, çok kıymetli gerçeklerini olduğu gibi almamakta inatçı bulundular. İşte gerilememizin belli başlı sebeplerini bu nokta teşkil ediyor... 4 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#4)
Evet, Türk insanının yaşadığı din gerçek İslam'dan uzak, hurafeler ve batıl inançlar üzerine kurulu bir dindi. Bu din, Türkiye'yi karanlığa götürüyordu. Bu gidişi durdurmanın tek çaresi vardı: Gerçek İslam'ın halka anlatılması... Yani hurafeleri, batıl inançları içinde barındırmayan, Atatürk'ün, 'akla, fenne, ilme uygun...'5 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#5) dediği, dinin özünü teşkil eden Kuran'ın anlatılması gerekiyordu. Atatürk bu amaçla şunları söylüyordu:
Türkler, dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar. Bunun için Kuran, Türkçe olmalıdır. 6 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#6)

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/013.jpgTürk Kuran'ın arkasında koşuyor; fakat onun ne dediğini anlamıyor, içinde neler var bilmiyor ve bilmeden tapınıyor. Benim maksadım; arkasında koştuğu Kitap'ta neler olduğunu Türk anlasın. 7 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#7)
Atatürk, Kuran'a olan bağlılığını onu 'Kitab-ı Ekmel' yani (En Mükemmel Kitap)8 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#8) diye tanımlayarak dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü'ne hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler üzerinde incelemelerde bulunmuş ve hafızlarla meal ve tefsir konularında fikir alış verişinde bulunmuştu.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/015.jpgAtatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimiz'in hayatından, Asr-ı Saadet ve Hülefayı Raşidin (dört halife) dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden, Allah'ın kudretinden söz etmiştir. İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:
Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız. 9 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#9)http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/015a.jpg

Atatürk, dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da aşağıdaki sözleriyle belirtmiştir:
Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı. 10 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#10)
İslam Dini hakkında bu kadar güzel fikirlere sahip olan ve her ortamda bu düşüncelerini dile getiren Atatürk, açıktır ki Allah'tan korkan, Allah'ın emirlerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışan bir Müslümandı.

Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun üstün özelliklerini çeşitli vesilelerle anlatmıştır:
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/017.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/016.jpgO, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür. 11 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#11)
Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi. 12 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#12)
'O'nun hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar.
Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır. 13 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#13)
Atatürk'ün Hz. Muhammed (sav)'e duyulacak sevgiyi tarif ettiği sözleri ise şöyledir:
Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.14 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk1.html#14)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg

İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)'in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpg

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:21 AM
ATATÜRK'ÜN DİNDAR KİŞİLİĞİ

Vefatından bu yana Atatürk hakkında pek çok yazı ve eser kaleme alınmış, konferanslar ve toplantılar düzenlenmiş, çeşitli yorum ve değerlendirmeler yapılmıştır. Şüphesiz Atatürk; tarihin şahit olduğu en büyük komutan ve devlet adamlarından biridir. Bunu tüm dünya kabul etmektedir.
Atatürk'ün saydığımız bu özellikleri, aslında onu tanımak için yeterli unsurlardır. Ancak Atatürk'ün, bütün bu üstün özelliklerinin yanı sıra hayatında ve davranışlarında önemli yer tutan, onun sosyal yönünü ve karakterini belirleyen İslam ahlakından kaynaklanan pek çok özelliği bulunmaktadır. Tevazusu, hoşgörüsü, barışçı ve uzlaşmacı kişiliği, duygusallıktan uzak, akılcı yapısı, ahlak anlayışı, dinine karşı olan hassasiyeti, kararlılığı, giyim ve kuşamına, temizlik ve bakımına, sanat ve estetiğe verdiği önemi bunlar arasında sayabiliriz.
Sadece TBMM'nin açılışı için hazırlattığı bildiri ya da Balıkesir'de verdiği hutbe bile, tek başına Atatürk'ün dindar kişiliğini gözler önüne sermek için yeterlidir.



TBMM'nin Açılış Bildirisi
Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü açılmıştır. Bu açılışın 21 Nisan 1920'de tüm Türkiye'ye gönderilen bildirgesi, bildirgeyi kaleme alan Atatürk'ün samimi dindarlığını açıkça gözler önüne seren tarihi bir belge niteliğindedir:


1. Allah'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.
2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.
3. O günün kutsallığını güçlendirmek için bugünden başlayarak valiliklerde, vali beyefendinin düzenlemesiyle hatim indirilecek, muhayiri şerif okunacaktır. Hatmin son kısımları Cuma namazından sonra Meclis binası önünde tamamlanacaktır.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/022.jpg
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası

4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı biçimde bugünden başlanarak muhari ve hatm-i şerif okutularak Cuma günü ezandan önce selavat verilecek ve hutbede halife padişahımızın adı söylenirken, padişahımızın ve topraklarımızın bir an önce kurtuluşu ve mutluluğa erişmesi için dua edilecektir. Cuma namazı kılındıktan sonra hatim duası yapılarak yüce halifelik ve saltanat makamının ve bütün yurdun kurtulması uğrundaki milli çalışmaların kutsallığı ve milletin her bireyinin kendi temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi'nin vereceği vatan görevlerini yerine getirmesine ilişkin vaazlar verilecektir. Sonunda halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, mutluluğu ve bağımsızlığı için dua edilecektir.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/023.jpg
Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi balkonunda milletvekilleriyle birlikte. (11 Ocak 1921)

Bu dini ve vatani törenin arkasından camilerden çıkıldıktan sonra bütün yurtta hükümet konaklarına gelinerek Meclisin açılmasından dolayı kutlama yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce Mevlid-i Şerif okunacaktır.
5. Yüce Allah'tan tam başarı dileriz."
Beş maddeden oluşan bu bildirgenin her maddesi Atatürk'ün samimi, dindar kişiliğinin açık birer ifadesidir.



'... Halbuki Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız....'
(16 Mart 1923, Adana Türk Ocağı, esnaf ve sanatkarlarla toplantı)


Balıkesir Hutbesi

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/027.jpg
Atatürk bütün yaşamını cephelerde mücadele etmekle geçirmiş, Kurtuluş Savaşı'na tek başına yön vermiş, Türk Ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafere imza atmış büyük bir komutandır.

Atatürk'ün din konusundaki samimiyetini ve dinine olan bağlılığını ortaya koyan diğer bir tarihi delil de onun çıktığı bir yurt gezisi sırasında Balıkesir'de vermiş olduğu hutbedir. Atatürk, bu hutbeyi, 7 Şubat 1923 tarihinde Zağanos Paşa Camii'nde vermiştir:
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/isaret1.jpgEy Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe, memur ve Resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kuran-ı Azimüşşan'daki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer İlahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Çünkü bütün İlahi kanunları yapan Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber mesaisinde iki dara yani iki haneye malik bulunuyordu. Biri kendi hanesi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı.

Efendiler... camiler; ibadet ve itaatle beraber din ve dünya için neler yapmak gerektiğini düşünmek, yani meşveret için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihni, başlı başına faaliyette bulunmak elzemdir.

İşte bizim burada din ve dünya için, istikbal ve istiklalimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Milli emelleri, milli iradeyi yalnız bir şahsın düşüncesinden değil, bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bilinmesi neticesinden çıkarmak gerekir. Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.


... Efendiler! Hutbe demek halka hitap etmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur. Hutbe denildiği zaman bundan birtakım manalar ve mefhumlar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi irad eden hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber zaman-ı saadetlerinde hutbeyi kendileri verirlerdi.

Gerek Peygamber Efendimiz gerekse Hulefayı Raşidin'in hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek peygamberin gerekse Hulefayı Raşidin'in söylediği şeyler, o günün meseleleridir. O günün askeri, idari, mali, siyasi ve içtimai konularıdır.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/isaret1.jpgİslam ümmeti çoğalıp, İslam memleketleri genişlemeye başlayınca, Cenab-ı Peygamber ve Hulefayı Raşidin'in hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin irad etmelerine imkan olmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım zevatı memur etmişlerdir. Bunlar herhalde ileri gelenlerin en büyüğü idi.


http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/028.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/028a.jpg
Atatürk'ün önderliğinde yürütülen ve büyük bir zaferle neticelenen Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında, Türk Milleti'nin inançlı tavrının çok büyük bir rolü olmuştur. Genç-yaşlı demeden büyük fedakarlıklar gösteren Türk insanı, vatanın müdafasına önemli bir katkıda bulunmuştur. Üstteki resimde Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara'da askeri bir fabrikada mermi yapan, ninesi ve torunlarıyla fedakar Türk kadınları görülüyor.
(sağda üstte resim) Kurtuluş Savaşı'nda Cephane Taşıyan Kadınlar, Halil Dikmen (Ankara Resim ve Heykel Müzesi, 1933)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/029.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/029a.jpg
Vatana, millete hizmet edenleri daima takdir eden Atatürk, Milli Mücadele'yi destekleyen Amasya Müftüsü Kamil Efendi ile görüşürken, 22 Kasım 1930
(sağ alt resim) Köyün Geriye Alınması, Sami Yetik (İstanbul Askeri Müze, 1934)

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:22 AM
Onlar cami-i şerifte ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için ne söylemek gerekiyorsa söylerlerdi. Bu tarzın devam edebilmesi için bir şart lazımdı. O da milletin reisi olan zatın halka doğruları söylemesi ve halkı aydınlatması; halkı, umumi ahvalden haberdar etmek son derece ehemmiyetlidir. Çünkü herşey açık söylendiği zaman halkın dimağı faaliyet halinde bulunacak, iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek, şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir...
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/030.jpg
Sivas Kongresi sırasında milli teşkilatlanmaya destek olan Sivas Kadısı Hasbi ve Erzincanlı Şeyh Fevzi Efendilerle


http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/isaret1.jpgHutbeden maksat, halkın aydınlatılması ve doğru yolun gösterilmesidir. Başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin sene evvelki hutbeleri okumak, insanları cehl ve gaflet içinde bırakmak demektir. Hutbeyi okuyanın her halde halkın kullandığı dili kullanması lazımdır. Geçen sene BMM'de irad ettiğim bir nutukta demiştim ki: 'Minberler halkın dimağları, vicdanları için bir feyz menbaı, bir nur menbaı olmuştur.' Böyle olabilmesi için minberlerde aksedecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, fenni ve ilmi hakikatlere uygun olması lazımdır. Hatiplerin siyasi, içtimai ve medeni ahvali her gün takip etmeleri zaruridir. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış telkinler verilmiş olur. Binaenaleyh hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın icaplarına uygun olacaktır.15 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#15)

Atatürk'ün dindarlığının önemli bir göstergesi de; elbette ki vatanın müdaafası için verdiği mücadelesidir.
Atatürk bütün yaşamını cephelerde mücadele etmekle geçirmiş, Kurtuluş Savaşı'na tek başına yön vermiş, Türk Ordusunun başına geçmiş ve büyük bir zafere imza atmış büyük bir komutandır.
İslam yurdu olan güzel vatanımızın düşmanın eline geçmemesi için herşeyi göze almış ve yıllarca mücadele etmiştir. Atatürk'ün önderliğinde yürütülen Kurtuluş Savaşı'nı büyük bir inançla gerçekleştiren Türk Milleti'nin tavrı, aşağıdaki Kuran ayetiyle büyük bir uyum içindedir:
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. (Bakara Suresi, 190)


Atatürk'ün Günlüğünden Bazı Notlar
Mücadelesinde destek ve yardımı her zaman Allah'tan isteyen Atatürk, her fırsatta Kuran okutup dua etmeye önem vermiştir. Üstelik bu konuyla ilgili deliller Atatürk'ün kendi el yazısıyladır. Gençliğinden itibaren günlük tutma alışkanlığı olan ve bu alışkanlığını Büyük Taarruz döneminde de sürdüren Atatürk'ün notları, bize onun samimi inancını gösteren önemli delillerdendir. Aşağıda Atatürk'ün günlüğünden konumuzla ilgili bazı bölümleri aktarıyoruz :

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/032.jpg
Mücadelesinde destek ve yardımı her zaman Allah'tan isteyen Atatürk, her fırsatta Kuran okutup dua etmeye önem vermiştir. Resimde ordularımızın muzafferiyeti için TBMMönünde Abdullah Azmi Efendi tarafından okunan dua görülüyor. (28 Mayıs 1922)
9 Mart 1922, Perşembe - Sivrihisar
Saat 8'e doğru (akşam) İsmet Paşa geldi. Evvela yemek. Yemekten sonra 10 Mart için program kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında... bilgi verdim. Ondan sonra hafıza Kur'an okuttuk.
10 Mart 1922, Cuma - Aziziye
Saat 5 (akşam) Aziziye, yorgunluk hissettim... Bir saat kadar uyudum. Sonra vücudumu süngerle sildim. Yeterli istirahat etmiştim. İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin Paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti, gördüm. Hafıza Kur'an okuttum. Saat 10'da gittiler. Benim notları yazıyorum. Biraz kitap okuduktan sonra yatacağım. Yarınki planımız üç tümenin teftişidir.
17 Mart Cuma - Akşehir
Tayyare bölüğünü teftiş. Fazıl Bey ve diğer bir pilot uçtu. Fransızlardan alınan 14 tayyare Adana'ya gelmişti... İki tayyare uçurmak istedik. Motorları işletmek güç oldu. Biri uçabildi.
Karargaha dönüş. Saat 8'e kadar yalnız kaldım. Mustafa Abdülhalik Bey geldi. Hafıza Kur'an okuttuk. İsmet Paşa da geldi. Yemekten sonra gittiler.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/033.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/033a.jpg
Ankara Vilayet Konağı kapısının önünde Nevşehirli Hasan Fehmi Efendi tarafından yapılan duayı dinlerken (27 Aralık 1919)
TBMM önünde Ramazan Bayramı münasebetiyle ordularımızın başarısı için yapılan dua ve bayram merasimi (6 Mayıs 1920)
20 Mart Pazartesi-Akşehir
Müdafaa-i Hukuk heyeti, İhsan, Fahrettin Paşalar geldi.
İhsan Paşa (Ali İhsan Sabis) şikayet etti. Haksızdır. Açık konuştum. Otomobille gezdim. İsmet Paşa'ya gittim. Beraber bize geldik. Fahrettin (Altay) Paşa ve kurmayını yemeğe davet etmiştim. Hafıza Kur'an okuttuk.
24 Mart Cuma - Akşehir
Mütareke teklifini Celal Bey bildirdi. Cuma namazında hafız Ulucami'de mevlüt okudu... Gece yarısından sonra saat 5'e (sabah) kadar Ankara'da Bakanlar Kurulu ile görüşme yaptım..."16 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#16)
Atatürk Çanakkale Savaşı'nın başarıya ulaşmasının
nedeni olarak Allah'a ve dine olan
bağlılığı göstermektedir
Çanakkale muharebelerinde Atatürk'ün emrinde çarpışan, daha sonra Atatürk Anafartalar Grup Komutanı olunca onun yerine 19. Tümen Komutanı olan Albay Şefik Aker, tarihi bir anısını şöyle anlatır:
8/9 Ağustos (1915) gecesi bana 19. Fırka Komutanlığı'nı teslim edip Anafartalar Grubu Komutanlığı'na idareye giderken, Atatürk benim sol yanımda idi. Ağzından çıkan bir fısıltı dikkatimi çekti. O'nun selamet ve başarı için Allah'a fısıltı ile niyazda bulunduğunu görmüş ve anlamıştım. 17 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#17)

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/035.jpg
Anafartalar Grubu Komutanı Atatürk muharebe arkadaşlarıyla.
Atatürk'ün bu güzel tavrı, 'Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi 'yapayalnız ve yardımsız' bırakacak olursa, ondan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse müminler yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.' (Al-i İmran Suresi, 160) ayetinde tarif edilen mümin karakterinin güzel bir örneğidir.
Çanakkale Savaşı sırasında kahraman ordumuzun da manevi gücüyle ayakta kaldığını gören Atatürk, askerlerimizin kararlılıklarını şöyle belirtmiştir:
Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur (yılgınlık) bile göstermiyor; sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kuran'ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran bu yüksek ruhtur. 18 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#18)
Bu iman vesilesiyledir ki, Türk Ordusu Çanakkale'de 250 bin şehit vermesine rağmen en ufak bir gerileme ve sarsılma göstermeden kahramanca mücadele etmiştir. Çanakkale'de şehit ve gazi olan askerlerimizin bu üstün ahlakı, aşağıdaki Kuran ayetinin de bir tecellisidir:
Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah'ı çokca zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız. (Enfal Suresi, 45)

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/036.jpg
Allah'tan başkasından korkmayan ve şehit olmayı en yüksek mertebe kabul eden Atamız, aynı duyguları ordumuza da aşılamıştır. Üstte Büyük Taarruz'a hazırlanan askeri birliklerin TBMM önündeki geçit töreni görülüyor.
Atatürk de, şehadeti ve gaziliği en büyük onur ve en yüce makam bilen kahraman Türk Ordusuna şu sözlerle hitap etmiştir:
Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim. 19 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#19)
Allah'tan başkasından korkmayan ve şehit olmayı en yüksek mertebe kabul eden Atamız, aynı duyguları ordumuza da aşılamıştır. Bir Kuran ayetinde iman edenlerin bu güzel özelliklerine şöyle dikkat çekilir:
'Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun"dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir"diyenlerdir.' (Al-i İmran Suresi, 173)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg

Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah'ı çokca zikredin.
Ki kurtuluş (felah) bulasınız.
(Enfal Suresi, 45)

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:23 AM
Atatürk'ün İslam'da Vicdan Özgürlüğü
Konusundaki Yorumu
İslamiyet insanları din ahlakına uymaya çağırır. Kabul edenin mükafatı veya kabul etmeyenin cezası Allah katındadır. Müslümanlara bu konuda düşen görev, sadece insanları Allah yoluna çağırmaktır. Uyup uymamak kişinin kendi seçimidir. Atatürk'ün bu konuyla ilgili olan şu sözleri, Kuran ahlakına tamamen uymaktadır:
Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz, dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasde ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. 20 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#20)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg


http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/038.jpg


İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.

M. Kemal Atatürk
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpgAtatürk'ün söz konusu laiklik tarifi İslam'ın ruhuna ve amacına tamamen uygundur. Kuran-ı Kerim'de, bir kimsenin dini kabul etmesinin kendi kararı olacağı, dini kabul etmezse bunun için kendisine zorlama yapılamayacağı şöyle bildirilir:
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)


Bilime Verdiği Önem
Atatürk'ün önem verdiği ve savunduğu kavramların dinimizle olan uyumunu hemen her alanda görmek mümkündür. Atatürk'ün bilim konusundaki yaklaşımı bunun bir başka örneğidir. Atatürk, "İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur"derken 21 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#21), aslında Peygamberimiz (sav)'in asırlar öncesinde söylediği "ilim Çin'de bile olsa alınız" buyruğuyla tamamen paralel bir prensip ortaya koymuştur.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/040.jpg
Atatürk, dünya çapında yabancı bilim adamlarının katıldığı milletlerarası toplantılara katılırdı. Yukarıda bu şahsiyetlerle bir sohbet sırasında görülüyor. Karşısındaki hanım, manevi kızlarından Prof. Dr. Afet İnan, yanındaki de onun hocası İsviçreli Tarih Profesörü Eugene Piccard'dır.
İslam'da bilime verilen önem Kuran'da açıkça belirtilmektedir. Kuran ayetlerinde Allah; insanları düşünmeye, incelemeye ve araştırmaya çağırır. Bir ayette şöyle buyrulur:
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
Gerek gökyüzü, gerek yeryüzü, gerekse bu ikisi arasında yaşayan canlılara baktığımızda her birinin kendilerini var eden Yaratıcı'nın varlığını tasdik ettiğini görürüz. Evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah'ın yaratmasındaki sanatı keşfedip insanlığa açıklamanın yolu "bilim"dir. Dolayısıyla İslam Dini, bilimi Allah'ın yaratışındaki detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle bilimi teşvik eder. Atatürk'ün bilime verdiği önem, bu manada anlaşılmalıdır.


Atatürk'ün Kuran Ahlakına Uygun Kişiliği
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/041.jpgAtatürk'ü, askeri dehasının ve devlet adamı vasfının yanısıra insan olarak da ön plana çıkartan birçok önemli özelliği vardır. Bu özellikler incelendiğinde ise; Atatürk'ün ahlakının Kuran ahlakına pek çok yönüyle mutabık olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Atatürk'ün yakın arkadaşı, TBMM'nin Gaziantep vekili Kılıç Ali Paşa, Atatürk'ün müşfik, anlayışlı ve kibar kişiliğini şöyle özetlemiştir:
Atatürk, çok müşfik, çok ince, çok vefakar bir adamdı. Vefasızlara, vefasızlıklara karşı son derece gücenir ve üzüntü duyardı. Yakınlarının, sevdiklerinin hususi, hatta ailevi dertlerini dinler, adeta bir baba şefkatiyle onlara çareler arar, onları teselli ederdi. İnsan onun huzuruna çıkarak dertlerini döktükten sonra rahatlar, kalbi huzur dolarak büyük bir ferahlık içinde yanından çıkardı. 22 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#22)


http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/042.jpg
İnsanları sabırla dinleyip, sorunlarının çözümüne yardımcı olması ve karşılık beklemeden iyilikte bulunması Atatürk'ün Kuran ahlakına uygun kişiliğinin birer yansımasıdır. Resimde Atatürk, bir seyahati esnasında yaşlı bir hanımın derdini dinlerken görülüyor.
Atatürk; çok sabırlı bir adamdı. Bazen sofrasında, kendisiyle davetlileri arasında, mebuslarla, arkadaşlarıyla mücadele şekline dökülen öyle münakaşalar olurdu ki, onun müsade ve müsamahasından cüret alınarak gösterilen taşkınlıklara sabır ve tahammül gösterebilmek için, ancak ve ancak Mustafa Kemal olmak lazımdı. Bu sabır ve tahammül ona mahsus, ona yakışan bir meziyetti. 23 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#23)

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)

Atatürk'ün hassasiyetle üzerinde durduğu sabır, Allah'ın uygulamamızı istediği önemli mümin özelliklerindendir. Sabretmenin önemi pek çok Kuran ayetiyle bize bildirilmektedir. Atatürk'ün diğer bazı ahlaki özellikleri ise konuyla ilgili bir eserde şöyle anlatılır:
Atatürk iki yüzlü, riyakar, dalkavuk insanlardan hoşlanmazdı. Hiç kimsenin gammazlık etmesine, yahut birbiri aleyhinde dedikodu yapmasına ve bu kabil bayağılıklara müsamaha etmezdi. Böyle bir hal vukua geldiği takdirde, ilk fırsatta o iki insanı yüzleştirirdi. 24 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#24)
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r2_c2.jpg



http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/043.jpg
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.
(Bakara Suresi, 164)


http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/cerceve_r6_c2.jpgKuran ayetlerini incelediğimizde müminlerin şefkat, merhamet, ince düşünce, vefa, sabır, dürüstlük, hoşgörülü olma ve arkadan konuşmama gibi birçok güzel özelliğe sahip olduklarını görürüz. Bu konularla ilgili ayetlerden bazılarında şöyle buyrulmaktadır:
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/044.jpgGüzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır. (Bakara Suresi, 263)
İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (Lokman Suresi, 18)
Katımızdan ona bir sevgi duyarlılığı ve temizlik (de verdik). O, çok takva sahibi biriydi. (Meryem Suresi, 13)
... Öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever. (Al-i İmran Suresi, 134)
Yine Atatürk'ün hayatını anlatan kaynaklarda aktarıldığı üzere, "Atatürk, sofrasında dedikodu mevzularının konuşulmasına da asla müsaade etmezdi."25 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#25) Atatürk'ün bu tavrı da, Allah'ın insanlardan istediği Kuran ahlakına uygun bir davranış tarzıdır. Bir ayette şöyle buyrulur:
Kiminiz kiminizin gıybetini yapmasın (arkasından çekiştirmesin.) Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte, bundan tiksindiniz. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, çok esirgeyendir. (Hucurat Suresi, 11-12)

Tabriz_Han
03-26-2006, 07:25 AM
http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/047.jpg
Sofra, Atatürk'ün karar ve düşüncelerinin bir nevi mihrak noktası, müdavimlerinin ise adeta feyz kaynağı idi. Bu nedenle Atatürk'ün sofrasında daima konuklar bulunur, devlet ve kültür sorunları tartışılırdı.[/SIZE]
Atatürk gerek ailesinden gerekse yetiştiği okullardan Osmanlı kültürünü öğrenmiş ve bu kültürün örnek özelliklerini üzerinde taşımış bir kişiydi. Kendini yetiştirmeye çok önem veren, sürekli okuyan, yeni fikirlere açık, nezih bir kişiliğe sahip olan Atatürk, giyimine dikkat eden, kuvvetli ve zinde bir insandı. Bulunduğu mekanların düzen ve tertibi konusunda da titizlik gösterirdi. Sofra, Atatürk'ün karar ve düşüncelerinin bir nevi mihrak noktası, müdavimlerinin ise adeta feyz kaynağı idi. Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen, Atatürk'ün sofrasını şöyle anlatır:
Şu bilinmelidir ki, Gazi Paşa'nın sofrası asla bir işret alemi yeri, bir vakit geçirme, bir zaman öldürme yeri değildi. O, bu sofrayı adeta bir okul haline sokmuştu. Dünya sorunlarının, yurt sorunlarının, ilmin, felsefenin, sanatın, insanlık idealinin ve uygar Türk Ulusu'nun geleceğinin sabahlara kadar tartışıldığı bir okuldu bu sofra... Aydınlıklarla, iyi niyetlerle dolu bir sofra. 26 (http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html#26)
Boş konuşmalardan hiç hoşlanmayan Atatürk, diğer insanların da bu konuya titizlik göstermelerine dikkat ederdi. Bu özelliğin de Kuran'da belirtilen bir mümin vasfı olması dikkat çekicidir. Boş konuşmalar -hiçbir amaca yönelik olmayan, insanları düşünceden, akıldan uzaklaştıran sözler- karşısında müminlerin gösterdikleri asil tavır, Kuran'da şöyle tarif edilir:
... Boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir. (Furkan Suresi, 72)

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/048.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/049.jpghttp://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/res/049a.jpg
Nezih bir kişiliğe sahip olan Atatürk, giyimine dikkat eden, kuvvetli ve zinde bir insandı.
Atatürk , kendini yetiştirmeye çok önem veren, sürekli okuyan ve yeni fikirlere daima açık bir kişiliğe sahipti.

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html

narcoleptic
03-26-2006, 09:20 AM
http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/1b.jpg

Din, milliyetin bir parçasıdır. Ancak taassubun milletleri ümmet haline düşüreceğini unutmamak lazımdır.

Öz Türkçesi :
Din, ulusluğun bir parçasıdır. Ancak bağnazlığın ulusları ümmet durumuna düşüreceğini unutmamak gerekir.

http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/2b.gif

“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Allah’a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dini fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samimi mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren.”

Öz Türkçesi :
“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Tanrı'ya istediği gibi tapınır. Hiç kimseye dinsel düşüncelerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti’nin resmi dini yoktur. Türkiye’de, bir kimsenin düşüncelerini zorla başkalarına benimsetmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna izin verilmez. İçten inananlar, derin iman iyeleri, özgürlüğün gereklerini artık öğren.”

http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/3b.gif

9 Mart 1922 Perşembe : “… Saat 8’e doğru İsmet Paşa geldi. Evvela yemek. Yemekten sonra 10 Mart için sureti hareket kararlaştırıldı… Ondan sonra hafıza Kuran okuttuk…”

http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/4b.gif


10 Mart 1922 Cuma : “… İsmet, Yakup, Şevki ve Selahattin Paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik… Hafıza Kuran okuttum…”




http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/5b.jpg



17 Mart 1922 Cuma : “… Mustafa Abdülhalik Bey geldi. Hafıza Kuran okuttuk.”





http://turkbilim_1.sitemynet.com/ataislam/6b.gif



20 Mart 1922 Pazartesi : “… Fahrettin Paşa ve erkan-i harbini yemeğe davet etmiştim. Hafıza Kuran okuttuk…”
24 Mart 1922 Cuma : “… Cuma namazında hafız Ulu Cami’de mevlit okudu…”

http://turkbilim_29.sitemynet.com/ataadim.gif

narcoleptic
05-18-2006, 10:18 PM
BİR İBRET HİKAYESİ !

Ata, yanındaki valinin kulağına eğilip sorar; kimdir bu?
vali yanıt verir; efendim kendisi şih'tir. yörede çok hatırlısı vardır. atatürk şıh'ı yanına çağırır ve; "bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. şunu rica etsem de en azından peygamber efendimizinki gibi kısaltsan" der ve eliyle de boyun altı hizasını gösterir.

şıh; "emrin olur paşam" diyerek yerine çekilir.

aradan zaman geçer, bir akşam Atatürk Amasya'daki şıh'ı hatırlar ve valiyi telefonla arayıp durumu sorar. vali nasıl söyleyeceğini bilememekle birlikte, şıh'ın sakal boyunda en küçük bir kısalma bile olmadığını aksine kimselere el sürdürmediğini anlatır. Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve az sonra nazırını çağırıp, yazdığı yazıyı Amasya valiliği'ne tebliğ etmesini ister.

ertesi gün Amasya'dan bir haber gelir ki şıh efendi Ata'yı görmek üzere Ankara'ya yola çıkmış...

şıh gelir Ata'nın karşısına çıkar. sakal tamamen kesilmiş, sinekkaydı bir tıraş olunmuş, saçlar kısaltılmış, kılık kıyafet baştan sona değiştirilmiş, bambaşka görünüme bürünülmüştür. Atatürk'ün mesai arkadaşları bu değişimi anlayamaz ve Ata'ya sorarlar; "aman paşam, o şıh ki sakalına el dahi sürdürmezdi, siz ne ettiniz de kökünden kesmesini sağladınız? "

Ata gülümser, sonra da yanındakilere dönüp;
"dün akşam amasya valiliği'ne bir yazı gönderdim ve şıh'ı afyon'a vali atadığımı bildirdim" der.
ardından da yeni bir yazı hazırlayıp nazırına bu yazıyı da şıh'a vermesini söyler. yazıda söyle yazmaktadır;

"inancın ölçüsünün sakalda olmadığını anladığına sevindim. valilik meselene gelince, bugün koltuk uğruna kırk yıllık
sakalından vazgeçebilen yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. kal sağlıcakla...

Seckjin Khan
05-19-2006, 03:21 AM
Atatürk, Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe tefsirini ve meâlini yaptırıp halka bedâva dağıttırdı. Onun döneminde câmîlerdeki hutbelerin ve vaazların Türkçe olması sağlandı. Yüksek İslâm Enstitüsü ve İmam Hatîb Liseleri onun devrinde açıldı. Tüm bunlar, milletin İslâm'ı iyice öğrenmesi için yapıldı. Atatürk, her kandilde Çankaya Köşkü'nde şehîdlerin rûhuna Kur'ân ve Mevlîd-i Şerîf okuturdu. Meclis'i dahi Cum'â namazından çıktıktan sonra dûâlarla açtı.

Çok ta iyi yapmş o dönem...

Çünkü herkes Islam dinini kendi istediği gibi yorumluyor herşeye karşı çıkıyor Zaten zar zor kurulan Türkiye Cumhuriyetini tehlikeye atıyordu.

Kur'an-ı Kerim'i doğru dürüst okuduğunda "Siyasi Gözle Değil" ne kadar güzel bir Dinimiz var...

METE
05-19-2006, 08:02 AM
Atat?rkle ilgili bunlara ilavaten Halifeli?in ask?ya al?nmas? zamanlar?nda Atat?rk?n M?sl?manlar?n halifesi se?ilmesi durumu has?lken M?sl?man tebaan?n i?gal alt?nda olmas?ndan ?t?r? Atat?rk islam halifesi olarak ?e?ilmemi? Bu karar islam ?lkelerinin i?gal alt?ndan kurtulmas? sonras?na b?rak?larak ask?ya al?nm??t?r. (halifelik kald?r?lmam??t?r yani meclis sadece bu karar ile Halifelik se?imini ask?ya alm?? ve ertelemi?tir. ) Bug?n k? meclis ?sterse ?slam d?nyas?na Halife atayabilme Hukuki yetkisine sahiptir. Bu ?ok kaynakda ge?mi? ve Bu belgeyi okuyan son Osmanl?ca bilen 7. Cumhurba?kan? Kenan Evren bunu dile getirmi?tir.

Ya boyle bir yorum nasil yaparsin yahu ne halifeligi ataturk demokrasiyi cumhuriyet i laikligi getirdi sen halifelikten soz edersin bilmiyormusunki halife Osmanli padisahi fetvalar verip butun muslumanlari Cihad a cagirmamismiydi sonrasinda araplarin ingilizlerle isbirligi yapip askerimizi katledip osmanliyi kapi disari ettigini bilmezmisin ?
Biz araplari yonetirken halifeyi dinlemediler su an bagimsizken halifelik ilan et bak o zaman nasil ortalik karisir gor .
Kendi kanindan soyundan ulkeye Irak a Amerika girdi giklari cikmiyor araplarin sen islam birligi arzuluyosun biraz tarihe bakip ders cikarsan goreceksin birlik istiyorsan tek bir yol var Turk birligi baska cozum yok .

borcugin
05-19-2006, 08:12 AM
S.A.

Bakın arkadaşlar, Arapların geçmişte yapmış oldukları hata başka bir şeydir, onların Müslüman olduklarından dolayı bizim din kardeşimiz olmaları başka bir şeydir. En başka şey ise; Arapların yaptıklarını öne sürerek Yüce İslâm Dinine ve ona inananları kırmak! Yok kardeşim, bu ayrımı yapamayan kişi art niyetlidir ve buna izin vermemeliyiz.

Devletlerin Birlik ve Topluluk oluşumundaki en büyük maya ve paydası, kültürdür. Kültürün en başında dil gelir, din ise bunun iki veya üçüncü nedeni olabilir. Ancak bu Ortodoks inançlı bir Gagauz Türkünü dışlamamız gerektiği anlamına da gelemez! Müslüman inançlı ama kültürü ve dili farklı bir dindaşımızı da dışlamamız anlamına gelmez. Öncelik hangisidir? Bana göre öncelik Kültür, Dil ve Soy Birliği olan Türk Birliğidir. Bu düş değildir ve önümüzdeki onyıllar buna gebedir. Ancak; İslâm Birliği bir ütopya ve düştür. Bu düşü belki daha onlarca göbek kuşak düşleyecektir. Ama sonrasında bu birliğin kurulması da gerçekleşecektir.

Sonsuz ve değişemez katı Uluslar Arası İlişkiler yoktur. Sonsuz ve değişemez katı çıkarların Türk Birliği ve İslâm Birliği bağlamındaki tezahürü vardır.

Lütfen kimse ne bir Müslüman Arap Dindaşımızı ne de Ortodoks bir Gagauz Soydaşımızı incitmeye ve kırmaya kalkmasın. Cıssssss.

Selametle.

gurkan
05-19-2006, 08:13 AM
Ama şu an Halifelik askıdadır. Yetki Her ne kadar TBMM olsa da bu yetkinin uygulanabilirliği yoktur. Bu kararlar tarihtir. ben deniz tarih objektifliği açısından yazıyorum. .

Geçmişte bu açıklamam da var atlamışsın...

Geçmişte Türk Birliği ile ilgili postlarım var onlara bakabilirsin ???

Qarshi
05-19-2006, 08:15 AM
Bakın arkadaşlar, Arapların geçmişte yapmış oldukları hata başka bir şeydir, onların Müslüman olduklarından dolayı bizim din kardeşimiz olmaları başka bir şeydir. En başka şey ise; Arapların yaptıklarını öne sürerek Yüce İslâm Dinine ve ona inananları kırmak! Yok kardeşim, bu ayrımı yapamayan kişi art niyetlidir ve buna izin vermemeliyiz.


Aradığım kelimeler bunlardı...Teşekkürler;)

gurkan
05-19-2006, 08:23 AM
insan: Hz. Muhammed(s.a.),Fatih Sultan Mehmed Han,Sultan ıı Abdülhamid;Mehmed Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Fevzi Çakmak, M.Kemal Atatürk, Turgut Özal, Aliya İzzet Begoviç,Yunus Emre, Mevlana Celaledin-i Rumi, Alparslan, Selahaddin Eyyubi,Yahya Kemal Beyatlı,Piri Reis,İbni Sina,Uluğ Bey,
gazete:Milliyet,Dünden Bügüne Tercüman,Vatan,Zaman,Yeni Şafak,Ortadoğu,Yarın Dergisi,Gerçek Hayat Dergisi,Kırmızı Çizgi Dergisi,
kitap:Kuran-ı Kerim,Minyeli Abdullah,Bir darbenin anatomisi(Sultan Abdülazize yapılan darbeyi konu alıyor),Eski Tercümanın verdiği Türklerin Tarihini anlatan Altın Kitap, İnsana ne kadar Toprak lazım(Tolstoy),İslam Tarihi ,Osmanlı Medeniyeti,Çile(Necip Fazıl),Safahat(Mehmed Akif),
kurum:Diyanet,Türk Silahlı Kuvvetleri,İHH,Gönülkuşağı Yardımlaşma derneği, Yurt Dışı Türk Okulları(Kardeşlerimizle iletişim kurmamıza sağladığı için kimin kurduğuna bakmıyorum),Darülaceze,Kızılay,Yeşilay,Ssk (beğenmesemde gördüğü işlev önemli)
orgut (parti ve cemaatlar dahil): İslam Konferansı Örgütü,D-8,Şangay İş birliği Örgütü,Akdeniz Ülkeleri İşbirliği Örgütü(Meda),Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü,
fikir: Türk Birliği, Osmanlı Toplulukları Birliği, Asya ülkeri Birliği ,



Mete yorulma diye buldum aktarıyorum.... Beni iyi tanıman için...

gurkan
05-19-2006, 08:30 AM
Allah-u Teala (c.c) Buyurdu ki ;

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adı ile;

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.(Nahl Süresi 90. Ayet)


Mete İnanmasan da oku... Allahın insanlığa daveti...

gurkan
05-19-2006, 08:40 AM
Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. MÜMTEHINE 8-9

Mete bu mealen Ayeti kerimeleri de oku... Seni müslüman olmadığın için dışlarlarsa müslümanlar mealen bu ayeti kerileri hatırlat...insan hatakardır...

METE
05-19-2006, 08:45 AM
Bak?n arkada?lar, Araplar?n ge?mi?te yapm?? olduklar? hata ba?ka bir ?eydir, onlar?n M?sl?man olduklar?ndan dolay? bizim din karde?imiz olmalar? ba?ka bir ?eydir. En ba?ka ?ey ise; Araplar?n yapt?klar?n? ?ne s?rerek Y?ce ?sl?m Dinine ve ona inananlar? k?rmak! Yok karde?im, bu ayr?m? yapamayan ki?i art niyetlidir ve buna izin vermemeliyiz.


Arad???m kelimeler bunlard?...Te?ekk?rler;)

Helal olsun tarihten ders cikaramiyorsunuz peki bu gunden ne ders cikariyorsunuz Irak a yapilanlara ses cikarmayan lux icinde yuzen arap toplumu degilmi ? Aradiginiz kelimeler bunlar ise ne mutlu sizlere .
Arapla din birligi olmaz turk uluslari birligi arasinda din birligi olur cunku birbirlerine ihanet etmezler diger devletler ile de din birligi kurulsun ama arakanizi donmeyin derim.

gurkan
05-19-2006, 08:49 AM
Efendimiz; Velîd, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rabîa gibi Kureyş'in ileri gelenlerine İslâm'ı anlattığı bir sırada âmâ olan Abdullah b. Ümmü Mektum gelir ve "Yâ Resûlallah! Allah'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret" der. O esnada Resûlullah (a. s.) cevap vermez. Çünkü Kureyş'in bu ileri gelen kimseleri, zaten kendilerine özel muamele edilmesini istiyorlardı. Efendimiz onları gücendirmek istemedi. Abdullah tekrar seslenince elinde olmayarak yüz hatları değişti. Bu esnada onlar kalkıp gittiler. Biraz sonra bu âyetler geldi. Resûlullah'ın bazı davranışlarını tenkit ve onu ikaz mahiyetinde gelen bu ve benzeri âyetler, onun hak peygamber olduğuna en büyük delildir.



(Peygamber), yüzünü ekşitti ve geri döndü. Âmânın kendisine gelmesinden ötürü ; Belki o temizlenecek,Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, Sen ona yöneliyorsun, Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin.Fakat koşarak sana gelen ,Ve (Allah'tan) korkarak gelenle , Sen onunla ilgilenmiyorsun.(Abese 1-10)


Mete inanmasan da son olarak Mealen bu ayeti kerimeyi oku... Allah Peygamberini nasıl uyarıyor... Allah Tam bilgi sahibir... İnsan eksik bilir...

Sonra Da Ya Allah Hak ise düşün ? Kuran Hak ise düşün ???

Al eline mesala Diyanetin Mealen Kuranı oku ??? Objektif olarak ...

İnsansal Hata ara... Bulamazsan geceleri düşün ???

Allah (c.c) İyiliğini Artırsın...

Kalbini kırmış olabilirim... As olan insanlıktır ... Hakkını Helal et...

Selametle...

Qarshi
05-19-2006, 08:52 AM
Bak?n arkada?lar, Araplar?n ge?mi?te yapm?? olduklar? hata ba?ka bir ?eydir, onlar?n M?sl?man olduklar?ndan dolay? bizim din karde?imiz olmalar? ba?ka bir ?eydir. En ba?ka ?ey ise; Araplar?n yapt?klar?n? ?ne s?rerek Y?ce ?sl?m Dinine ve ona inananlar? k?rmak! Yok karde?im, bu ayr?m? yapamayan ki?i art niyetlidir ve buna izin vermemeliyiz.



Helal olsun tarihten ders cikaramiyorsunuz peki bu gunden ne ders cikariyorsunuz Irak a yapilanlara ses cikarmayan lux icinde yuzen arap toplumu degilmi ? Aradiginiz kelimeler bunlar ise ne mutlu sizlere .
Arapla din birligi olmaz turk uluslari birligi arasinda din birligi olur cunku birbirlerine ihanet etmezler diger devletler ile de din birligi kurulsun ama arakanizi donmeyin derim.

Kıbrıs'ı tanıyan kaç tane Türk devleti var ?

Yöneticiler ile yönetilenleri aynı kefeye koymayın...

SerkanK
05-19-2006, 08:56 AM
arkadaslar herkesin bir inancı vardır ve Din insanoğlunun en onem verdigi konuların basında gelir. her nekadar bu sozlerim Taraf tutar gibi gorunsede Taraf tutmadan Soyluyorum Birbirimize birebir Atıfta Bulunup Kırmayalım.

Ataturk hakındaki Sahsi Gorusum.
musluman olup olmaması hakıında kesin Bir Düşüncem yok Ancak sunu Biliyorumki Ataturk Her dine aynı saygıyı Gosterip hassasiyetle yaklasmıs Turk dunyasının Cogunlugunun musluman oldugunu bildigi için Gelecekteki Birlik ve beraberliği Sağlamak icin Türkiyedeki mülümanlar için önemli şeyler yapmıştır.

borcugin
05-19-2006, 08:57 AM
S.A.

Bakın, koşullar, tarih, olaylar ne olursa olsun; bu İslâm İnancına ya da ona inananların tümüne gölge düşüremez! Kaldı ki böyle bir şey yok. Lütfen bunu düşünün ve anlamaya çalışın. Hedef sömürge ülkelerinin yaptıklarından ders alıp önlemler üretmek mi? Yoksa İslâm Dini ya da ona inan Müslümanlar mı? Önce buna karar vermelisiniz. Kolay gelsin.

Selametle.

narcoleptic
05-19-2006, 08:59 AM
Kıbrıs'ı ilk arap devletleri tanımıştır.

Aynı anlayışı bütün Türk devletlerinden !!! ve batıdan da bekleriz!

METE
05-19-2006, 09:12 AM
K?br?s'? tan?yan ka? tane T?rk devleti var ?

Y?neticiler ile y?netilenleri ayn? kefeye koymay?n...

Biz taniyoruz ve dunyanin gozu onunde ihlak ettik kimse sesini cikaramadi bu yuzden buyuguz biz en gelismis musluman ulkeyiz diger Turki devletler daha hala emekleme donemindeler suan herhangi bir tavir koyacak durumda degiller fakat azerbaycan kibrisi tanima sinyalleri verdi hata gectigimiz aylarda kibristan direkt bir ucus olmustu Azerbaycan a.

METE
05-19-2006, 09:17 AM
K?br?s'? ilk arap devletleri tan?m??t?r.

Ayn? anlay??? b?t?n T?rk devletlerinden !!! ve bat?dan da bekleriz!

Turkiye disinda Kibrisi taniyan devlet yok .

Qarshi
05-19-2006, 09:20 AM
Keşke öyle olsaydı...

Önce abd,ye gittik.Bu insanlık dramını durduralım birlikte hareket edelim diye....

Sonra ingiltereye gittik ortak operasyon düzenliyelim diye...

Genel kanı;Sen çıkarma yap biz git diyene kadar git oldu...

ingilizlerin adadaki üssüne yaklaşıldığı sırada ingiltere ultimaton verdi.Biraz daha ilerlersen bunu savaş nedeni sayarım diye...

Hatlar çizildi sınırlar oluşturuldu...

Sonra ne oldu önce ambargo dediler Türkiyenin 20 sene gerilemesine sebep verdiler...
Sonrasında her türlü platformlarda Kıbrıs kartını önümüze koydular...

Yani ;Çok çalışmalıyız çoook

METE
05-19-2006, 09:29 AM
Farketmez biz yapacagimizi yaptik bunu kolay kolay kimse yapamaz kusura bakmayin ama tabiri caizsse (değil)ister boyle bir cikarma yapmak simdi bizden yalvar yakar hak idda ediyorlar sadece sizlaniyorlar hersey bizim elimizde ustelik istesek kibrisi TC topragina katabiliriz yeterki ipler kopma noktasina gelsin AB ile , aslinda hic ihtiyacimiz yok AB ye ama bir politika tutturulmus gidiyo gittim gordum issizlik onlardada var hemde bayagi bi issizlik var nufuslari artmiyo ustelik turkiye katilmadan super guc olmazlar .

Duzenlendi

Qarshi
05-19-2006, 09:35 AM
Turkiye disinda Kibrisi taniyan devlet yok .


Kuzey Kıbrıs'ı Tanıma Yolunda Yeni Bir AdımAslı Aral
Ankara
14/04/2006


http://www.voanews.com/turkish/images/Sat_Cyprus_cu_0.jpgİstanbul’da yapılan İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği Konferansı’nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Kıbrıs Türk Devleti” olarak adlandırılmasına oy birliğiyle karar verildi. Konferansın sonunda yayımlanan bildiride ayrıca, Amerika ve Avrupa Birliği, Filistin halkına yaptıkları yardımları kestikleri gerekçesiyle eleştirildi.
İstanbul’un ev sahipliğinde, dördüncüsü yapılan İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği konferansı dün sona erdi. İran, Kuveyt, Suudi Arabistan, Lübnan, Mısır gibi toplam 47 İslam ülkesinden 400’den fazla temsilcinin katıldığı konferansta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle ilgili olumlu bir gelişme yaşandı. İslam Konferansı Parlamento Birliği, daha önce Kıbrıs Türk Müslüman toplumu olarak anılan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, “Kıbrıs Türk Devleti” olarak adlandırılmasına oy birliğiyle karar verdi.


Adımlar atılıyor...

Han
05-19-2006, 09:39 AM
Özbekistan Rum kesimini tanımıştı...
haberiniz var mı?

yani tavır koymuş bile ... geçen sene değil yanlış hatırlamıyorsam 98de...

OguzK
05-19-2006, 09:53 AM
İslam birliği safsatadan başka birşey değildir, Türkiye laiktir, İslam Birliğinde bu sebepten dolayı yer alamaz, nitekim Araplar kendi aralarında bile bir birleşik Arap devleti kuramamışlardır
Tek çözüm Türk birliğidir, Turandır.Kimse kimseye dinini zorla kabul ettiremez, ayrıca gayrimüslimlere hoşgörü göstermek kimsenin insiyatifinde değildir, TC önünde her din eşittir.
Kuranda "Gidin, ne olursa olsun tüm kafirleri öldürün" dese dahi bunu kimse yapamaz, çünkü Türkiyede bir yasa çıkması için ulemaya, Kurana yada başka bir kutsal kitaba danışılmaz!
KKTCnin tanınması uluslararası dengeler ile alakalıdır, aslında tanımanın pek bir önemi de yoktur, önemli olan ticarete başlanmasıdır, ki Azerbaycan karşılıklı uçak kaldırmaya başlamıştır KKTC ile.
Benim dşüncem Kıbrısın Türkiyeye ilhakıdır, tek çözüm budur, orada komik bir meclis bulunması saçmadır.
Gelelim Atatürkün dindarlığına, şahsen ben Atatürkün müslüman olduğuna inanmıyorum ve birileri Atatürk müslümandı diyerek gayrimüslim Türklerde baskı oluşturmaya çalışıyor, mesela bunu en çok ülkücüler yapıyor.
Sonuçta Atatürkün dini kimseyi ilgilendirmez, Atatürkü belli bir dine yamarsanız onu o yamadığınız dine inanmadığın Türklerle karşı karşıya getirmiş olursunuz.

METE
05-19-2006, 09:57 AM
Adimlarin atilmasi tanindigi anlamina gelmiyor AB ve Amerikada adim atiyor sozde durumu iyilestirmek kistlamlarin kaldirilmasi ve mali yardimlar icin adim atiliyor icraat yok sunu iyi bilin AB ve ABD tanimadan kimse kibrisi tanimaz tanimaz .

Han
05-19-2006, 10:00 AM
oğuz abi...
biz oğuzları müslüman biliriz. Ama (K) kopyalarınız öyle demiyooo...

Aybike
05-19-2006, 10:05 AM
Turkiye disinda Kibrisi taniyan devlet yok .

Birtek PAKİSTAN var...Elçiliği var kıbrısta.Başka yok.Hatta Azerbaycan bile tanıcam dedi sonra çark etti.:)))))

Qarshi
05-19-2006, 10:05 AM
oğuz abi...
biz oğuzları müslüman biliriz. Ama (K) kopyalarınız öyle demiyooo...

Çok seslilik dedik,Çok renklilik dedik MOZAİK dedik...
Fikri platformda fikri karşıt cevaplar vereceğiz.adaşımın yazılarına cevap vermek gerekirde şuan işyerinde son saatlerime geldim top sizde:cool:

METE
05-19-2006, 10:06 AM
OguzK o kara guzel yazmissinki bana diyecek birsey kalmiyor .
:D

Han
05-19-2006, 10:11 AM
şuan işyerinde son saatlerime geldim top sizde:cool:

ben de topu dışarıya atıyorum.:?
oyun bitti...
bu maç satılık arkadaşşş...

Qarshi
05-19-2006, 10:13 AM
ben de topu dışarıya atıyorum.:?
oyun bitti...
bu maç satılık arkadaşşş...
Ben pası Aybike hanıma verdim.Gazetecilikten gelme bir insanın Galatasaray dışındaki birikimlerine güvenirim:cool:

Han
05-19-2006, 10:15 AM
o zaman kaleciye söyleyin 90 lara dikkat etsin bir de kalenin direğine... yoksa filesini elle tutmak zorunda kalacak... :)

gurkan
05-19-2006, 10:16 AM
Savunma da iyi oynarım...:D

Aybike
05-19-2006, 10:17 AM
hangi maç anlamadım...

Han
05-19-2006, 10:18 AM
hadi gölgeye geçelim devre arası...

...:)

Duzenlendi

SerkanK
05-19-2006, 11:48 AM
şıngırrr .
çoçuklar size kaçkere soyledim Burda topoymaayın diye kesicem Simdi Topunuzu . :)

OguzK
05-19-2006, 12:14 PM
:D :D :D
Bayılıyorum bu tip durumlara, açığımı yakaladığını sanmış:D :D
İlk mesaj benim değil

gurkan
05-19-2006, 12:30 PM
Yoksa Müslüman mısın ?:?

Söyle geldin mi 1-1 e...:D

mustafa06
05-19-2006, 01:02 PM
Bende bir insanım hata da yapabilirim ama özür dilemekte bir erdemdir.
özür
seninle birlikte, ben bir güzel güldüm :)

Original post oguzK

İslam birliği safsatadan başka birşey değildir, Türkiye laiktir, İslam Birliğinde bu sebepten dolayı yer alamaz, nitekim Araplar kendi aralarında bile bir birleşik Arap devleti kuramamışlardır


Chok haklısın azda olsa isteyenler olsa dahi, Türkiyede kimse islam birliği devleti diye bir olushumu savunmuyor zaten olamazda.
Ama islam ülkelerinin değishik isimlerde ishbirliği örgütleri vardır.
Türkiye hemen hepsine üyedir.
örneğin İKÖ'nun bashkanıda bir Türktür ve Bu yıl Cumhurbashkanı SEZER achısh konushmasını bizzat yapmıshtır.
Laik bir devletiz diye bu tür olushumlardan uzakmı durmamız gerekiyor yoksa.


Tek çözüm Türk birliğidir, Turandır.

Bizlerin gönlünde bu birlik yatsada, milli devlet politikası AB 'den yana.
Diğer kardesh dediğimiz ülkelerin politikalarıda Turancı değil,
bu yazdıklarım sadece gercheklerin tespitidir. benim fikirlerim değil bilgi ba'bından yani


Kuranda "Gidin, ne olursa olsun tüm kafirleri öldürün" dese dahi bunu kimse yapamaz

Galiba chok cinayet romanları okuyorsun,
Kuran'ı Kerim insanları iyiliğe doğruluğa yöneltir ve öğütler verir.
Kimseye, gidin adam öldürün demez.
belki maksadı ashan bir söz kullanmısh olabilirsin



Gelelim Atatürkün dindarlığına, şahsen ben Atatürkün müslüman olduğuna inanmıyorum ve birileri Atatürk müslümandı diyerek gayrimüslim Türklerde baskı oluşturmaya çalışıyor, mesela bunu en çok ülkücüler yapıyor

İnanmaman ichin ne gibi gerekcheleriniz varda biz bilmiyoruz.
Müslüman değil ise hangi inanca mensup olabilir sizce.
bunun isharetleri nelerdir merak ediyorum.
Sadece bu forumu tarasanız bile Ata'nın islama yaptığı hizmetlerle ilgili yazıları bolca bulabilirsiniz
Ülkücülerin, müslüman olmayanlara baskı yaptığını iddia ettiniz,
Atatürk müslüman değildi diyerek, bu ülkede yashayan müslümanlara da siz ve sizin mantığınızdakiler Baskı yapmısh olmazmısınız.

sevgi ile

OguzK
05-19-2006, 01:24 PM
mustafa06; bu tip durumlar çok sık oluyor forumlarda boşverin.
Hükümetimizn politikası abye dönük, zaten şu anki aşama bunu gerektiriyor, ekonomimiz kuvvetlenene kadar böyle, ki zaten ab bizi almayacak, umarım da almaz.
Ben "Kuranda "Gidin, ne olursa olsun tüm kafirleri öldürün" dese dahi bunu kimse yapamaz " derken, misal verdim, yazSA dedim, yani ne olursa olsun kimsenin dinine karışmayacağını belirtmek istedim, bunda kötü bir şey yok.
Atatürkün müslüman olmadığı düşüncesi benim görüşüm, ama savunduğum şey Atatürkün dininin bir önemi olmadığıdır, dolayısıyla burada Atatürk x dinine inanırdı diye bir kanıtlama çabasına girmeye niyetim yok, ama aynı şeyi karşı taraftan da beklerim.
Atatürk islama değil Türklüğe hizmet etmiştir, tabiki Türk milleti çoğunlukla müslüman olduğu için dolayısıyla islama hizmet etrmiş oluyor ama asıl amacı Türklüğe hizmettir.
Size şunu diyeyim yakın zamana kadar dincilere tepkili olduğumdan dolayı çok katı laiktim fakat şimdi fikrlerim değişti, türbanın özgür olmasını falan savunuyorum.Yani müslümanlara bir baskı oluşturma olayı söz konusu değil.
Bugün birleri Türk-hristiyan sentezinden bahsedince siz nasıl hoş karşılamazsanız ben de Türk-İslam sentezini hoş karşılamıyorum, çünkü politikaya din karıştırılıyor, ülkücüleri bu yüzden eleştiririm.
Şu anda Türkiyede din özgürlüğünü engelemmek peşinde iki kesim var:
1-Dinciler, şeriatçılar:Bu kişiler alenen bunu savunurlar, Atatürke düşmanlıkla din özgürlüğünü yıkmak isterler, tarafları bellidir.
2-Ülkücüler(Türk-islam):Bu kişiler din özgürlüğünü engelleme faaliyetlerine Atatürkü de alet ederler, İstiklal Marşını da kullanırlar, çünkü bunların ortak özelliği dokunulmaz olmalarıdır ve iyi bir kalkandırlar, yani bu sayede gayrimüslim Türklerde baskı oluştururlar, Türk=İslam derler.
İki kesim de birbirinden tehlikelidir, amaçlar aynı yolar farklıdır.
O nedenle daima Atatürkü bir dine yamamaya çalışanlara karşı dururum, İKÖ vb örgütlere zaten karşı değilim ama bence öncelik Türk birliğine verilmelidir.

narcoleptic
05-19-2006, 01:35 PM
Turkiye disinda Kibrisi taniyan devlet yok .

senin dünyadan haberin yok güzel kardeşim.bir de bilmeden yazıp duruyorsun buraya!


İSLAM KONFERASYONU TOPYEKUN GEÇTİĞİMİZ AY KIBRIS TÜRK CUMHURYETİNİ RESMEN ! TANIMIŞTIR !!!!!

BİZ AYNI HAREKETİ HAKLI OLARAK BAŞTA TÜRKİ KARDEŞLERİMİZ OLMAK ÜZERE BÜTÜN BATIDAN BEKLİYORUZ !!!

BU ARADA HELAL OLSUN İSLAM KONFERANSINA Kİ TÜRK DEVLETLERİNİN HEPSİNDEN ÖNCE DAVRANDI !!!

OguzK
05-19-2006, 01:40 PM
İKÖ bir devlet değildir, bir kuruluşdur, yani İKÖnün KKTCyi tanımasının devletler ayrı ayrı tanımadığı sürece hiçbir değeri yoktur, sembolik birşeydir.
Önemli olan doğrudan ticarete başlanması, liman, havayolu vb yoların açılmasıdır, şu anda hiçbir DEVLET KKTCyi tanımamıştır.
Ayrıca Türki kardeşlerimiz değil Türk kardeşlerimiz, Türki demek Türkümsü demektir ki bu kabul edilemez.

mustafa06
05-19-2006, 02:09 PM
İKÖ bir devlet değildir, bir kuruluşdur, yani İKÖnün KKTCyi tanımasının devletler ayrı ayrı tanımadığı sürece hiçbir değeri yoktur, sembolik birşeydir.
Önemli olan doğrudan ticarete başlanması, liman, havayolu vb yoların açılmasıdır, şu anda hiçbir DEVLET KKTCyi tanımamıştır.


Doğrudur.
İko bir devlet değildir
Ancak, Dünyada BM'den sonra bünyesinde enchok üye ülke bulunduran bir örgüttür. Bu örgütte kararlar fikir birliği ile alındığıda gözönüne alındığında, KIbrısla ilgili aldıkları karar (Bundan böyle KKTC'yi bir üye topluluk olarak değil, üye devlet olarak görecekler) KKTC ichin hayati önemde bir karardır.

Gechmishteki chözümsüzlüğü chözüm olarak gören politikalardan vazgechmemiz, chözüm adı ile konunun üzerine gidilmesi üzerimizdeki kıbrıs baskılarını azaltmısh, ve bu gün tanınma, ticaret,
uchushlar gibi konuları konushur hale geldik.
Daha 1,5 yıl önce hükümeti; kıbrıs politikaları nedeni ile hainlikle itham edenler bu gün bu iddialarını unutmushlardır.

30 yıl boyunca uyuduk ama 2 yılda chok yol aldık diye düshünüyorum.
sevgi ile

OguzK
05-19-2006, 02:32 PM
Evet, doğru, Kıbrıs birleşmeye evet demekle çok önemli bir şey yaptı, dünyaya uzlaşmayı istemeyenlerin rumlar olduğunu kanıtladı, şimdi rumlar birleşmeye karşılar, bu sayede belki de hem ada birleşmeyecek hem de KKTC tanınacak ama bence ikönün KKTCyi tanımasının pratikte pek bir önemi yok.

mustafa06
05-19-2006, 02:47 PM
katılıyorum,
BM 'nin Tanımasınında pratikte bir önemi yoktur. Chünkü devletler teker teker bizzat kendilerinin tanımaları gerekmektedir. ama bu tip kararlar bir fikrin beyanıdır ve üyelerine yol gösterirler.
İKO kararına bakıshımız, yarıya kadar dolu Bardağın ichindeki su hakkında fikir beyan etmek gibidir. size göre bardak bosh. bana göre dolu
Ama biliyoruzki dün bomboshtu. Bugün yarım bardak su var
Hangisini tercih edelim dünü mü?, bugünü mü?


oguzK,


Evet, doğru, Kıbrıs birleşmeye evet demekle çok önemli bir şey yaptı, dünyaya uzlaşmayı istemeyenlerin rumlar olduğunu kanıtladı, şimdi rumlar birleşmeye karşılar, bu sayede belki de hem ada birleşmeyecek hem de KKTC tanınacak ama bence ikönün KKTCyi tanımasının pratikte pek bir önemi yok.

gurkan
05-19-2006, 02:50 PM
İslam Konferansı Örgütü İslam Devletleri Birliği Olma yolundadır...

(Ticaret antlaşmaları yapılmaktadır... Devamı gelecektir... Dünya siyaset arenasında önemli bir bloktur... Daha etkin Hale getirilebilirse Çok önemli bir güç dengesi olur)

Türkiye Bu güç içerisinde Liderliğe oynarsa... Ve Bu ülkerin de Liderliğe ihtiyaçları vardır...

Biz Türk Birliğini Kuralım...

Bunun Yanında İslam Konferansı Örgütündeki Liderliğimizi de sürdürelim...

Böylece...

Ermeni dosyası olsun; Irak Dosyası Olsun; Kıbrıs Dosyası Olsun ...

Elinimizi çok rahatlatır... ABD ve AB ile daha güçlü konuşursun...



Güç dengeleri değişir...

Güç Çoğrafyan ile çıkardığın tek sesle etkindir...

Kardeşlerimin ifade ettiği gibi 30 yılda aşama kaydedemediğimiz Kıbrıs'ta

İslam Konferansı Örgütü İçerisinde ilk Tanınma gelerek büyük aşama kaydedilmiştir...

Türkiye Dirayetli durursa Pakistan (Bir Ara Tanıyacak oldu Türkiye bu konudaki Politikasında dirayetli duramadı geri adım attı...) Azerbeycan KKTC yi tanımaya hazırdır...

Aynı Şekilde Türkiye Dirayetli Politikalar Üretsin İslam Ülkeleri Tek Tek tanıyacaklardır...


Batı'dan hak Dileneceğimize Çoğrafyamız ile birlikte hareket edersek başarı gelecektir...

İstediğimizi yaptıralım... Kolay değil Bu çoğrafya 2 milyara yaklaşık bir çoğrafya...

(Bu Türk dünyası olsun İslam Dünyası Olsun)

"Kıbrıs Türk Devleti" İslam Konfransı Örgütü Üyeleri Bu adla Tanıdılar KKTC'yi

Buyrun Haber Başlığı....

NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 22:33 TSİ 13 Nisan 2006 Perşembe

İSTANBUL - Conrad Otel’de düzenlenen konferansın kapanış oturumunda, İKÖPAB’da “Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu” olarak gözlemci statüsünde bulunan KKTC’nin “Kıbrıs Türk Devleti” ifadesiyle yer alması için hazırlanan tasarı da ele alındı.



Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda, konuya ilişkin tasarı oybirliği ile kabul gördü. Karar Türkiye’nin girişimleri sonucunda sunulan önergenin değerlendirilmesinin ardından verildi.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, İKÖPAB’da “Müslüman Türk Toplumu” olarak nitelendirilen Kıbrıs’ın, alınan karar gereğince, “Kıbrıs Türk Devleti” olarak isimlendirilmesinin oybirliğiyle kabul edildiğini söyledi.

mustafa06
05-19-2006, 02:56 PM
Dünyada yalnız kalmaktan shikayet ediyoruz.
Bu örgütler dünyada lobi amachlı kullanabileceğimiz örgütler neden olmasın.
Eğer İKO diye bir örgüt olmasa idi, üye olan devletleri bir bir dolasharak böyle bir karar ichin belge imzalatabilirmiydik.

gurkan
05-19-2006, 02:59 PM
bence ikönün KKTCyi tanımasının pratikte pek bir önemi yok.

Çok önemi var... Sayılamayacak kadar çok...

hiçbir aklı selim Bu tanınmaya önemsiz demiyor...

Bu Güç Dengelerinde Türkiye Lehine Önemli bir yeni güç dengesi oluşumudur...

Rumların Aleyhinde Önemli Bir blok oluşmuştur....

KKTC Devlet ziyaretleri yapabiliyor konuma gelmiştir...

Diplomatik ilişki kurulmaktadır...

Ticaret ambargoları bir bir delinmektedir...

Daha önemlisi ambargo kalksın diye güçlü lobi ve baskı oluşturmaktadır...

Batılı Güçler üzerinde....

Türkiye Bu konuda artık daha rahattır...

Biraz Objektif olmalısın İslam dinine karşısın diye gerçeğide görmemezlikten gelmemelisin... Önüne koyarlar gerçeği....

mustafa06
05-19-2006, 03:06 PM
Bu hükümet sadece ekonomide yol almakla kalmamısh, Dısh politikada da ( bazıları kıbrısı satıyorlar diye hain ilan etselerde ) bir sheyleri basharmısh.
hala sessiz sedasız yapmaya devam ediyorlar.
doğrumu? ne dersiniz?

kurshad
05-19-2006, 03:23 PM
Bu hükümet sadece ekonomide yol almakla kalmamısh, Dısh politikada da ( bazıları kıbrısı satıyorlar diye hain ilan etselerde ) bir sheyleri basharmısh.
hala sessiz sedasız yapmaya devam ediyorlar.
doğrumu? ne dersiniz?

Dis politikadaki basarilari arasinda;

Kerkuk ve Musul'un pesmergelerin insafina birakilmasi ve Irak'ta kirmizi cizgilerimizin kalmayisi,

Kibris'in "Yes be annem" nidalariyla gozden cikarilmasi ve uzerindeki sehit Turk askerinin kaninin bosa dokuldugunu dusundurtmek,

Bati Trakya'da Turk azinligin inkari ve yunan politikacilarin istegine uygun olarak onlari helen muslumanlar olarak kabullenmek,

AB isteklerine uymak icin ulkemizde suni azinliklar yaratilmasi,

Yine AB'yi tatmin icin Turk kimligini bir alt kimlik olarak tarif etmek ve Turk milleti kavraminin icini bosaltmak,

sayilabilir. Bu tarz 'basarili' calismalarini saymaya istek olursa devam edebiliriz..

gurkan
05-19-2006, 03:27 PM
Bu hükümet sadece ekonomide yol almakla kalmamısh, Dısh politikada da ( bazıları kıbrısı satıyorlar diye hain ilan etselerde ) bir sheyleri basharmısh.
hala sessiz sedasız yapmaya devam ediyorlar.
doğrumu? ne dersiniz?

Çok önemli Güç dengeleri kurmuştur... Kıbrıstan başka...

Mesala Türkiye İslam Ülkerinin Batıya açılan kapısı olmuştur... Öyle algılanmaktadır...

Filistin Konusunda Başarılı bir açılım yakalamıştır...

Irak Konusunda İşgalci olmayıp İslam Dünyasına Güven vermiştir..

(TBMM sinin Tarihi Kararıyla)

İyi Lobi Yapıp İslam Konferansı Genel Sekreterliği Başkanlığını almıştır...

Birleşmiş Milletler Geçiçi üyeliği için Latin Amerika ülkelerinden Avustralya Yeni Zelanda Afrika ülkeriyle İslam Dünyası Aranasında geniş çok önemli lobi çalışmaları yapmıştır eğer alabilirsek bize güç katacak yeni bir denge olabilir...

Dünyanın En büyük 17 ekonomisi basamağına yükselmiştir.....

Ermenilerin dışarıda bırakıldığı demiryolu Projesini de unutmayalım...

Mesala Mekedonya da Bayrağımızın sallandığı Bir beldiyemiz vardır...:)

narcoleptic
05-19-2006, 03:33 PM
Ayrıca Türki kardeşlerimiz değil Türk kardeşlerimiz, Türki demek Türkümsü demektir ki bu kabul edilemez.

sık bakalım kelimenin suyunu daha neler çıkacak:lol:

Türki Türktür. bahsi geçen yerde kullanılmasının nedenini açıklamaya kalksam şimdi beni bi ton uuraştırırsın.
kısaca Akdeniz ülkelerinin ulusal dillerinde kelimelerin kulağa hoş gelecek şekilde değişikliğe uuramasıdır.

dolayısıyla sen kabul etsen de etmesen de bu bir gerçektir ve senin iddia ettiğin gibi ortada kabul edilmeyecek herhangi bir şey bulunmamaktadır.

selametle.

OguzK
05-19-2006, 03:38 PM
gurkan;
ikö neymiş de haberimiz yokmuş, ikönün KKKTCyi tanımasının somut bir önemi yoktur, güç dengeleri o kadarcık bir olayla da bizim lehimize gelişmez.

Biraz Objektif olmalısın İslam dinine karşısın diye gerçeğide görmemezlikten gelmemelisin... Önüne koyarlar gerçeği....demişsin
Burda saçmalamışsın, ben islam dinine karşı falan değilim, sadece müslüman değilim, anladın mı?Önüme bir geçrek koyamıyorsun, sadece pek de bir önemi olmayan bir olayı abarta abarta yazıyorsun, bu olayın KKTCye getirdiği hiçbir yarar yok ki zaten bu olay pek kaale alınmadı bile.
kurshada genel anlamda katılıyorum, ama Kıbrıs konusunda evet dememiz çok önemli bir şeye sebebiyet verdi, bu noktadan sonra bizi suçlamaları zorlaştı, ama diğer konularda dış politika tamamen rezalet!

narcoleptic
05-19-2006, 03:44 PM
kurshad
Kibris'in "Yes be annem" nidalariyla gozden cikarilmasi ve uzerindeki sehit Turk askerinin kaninin bosa dokuldugunu dusundurtmek

Kıbrıs hususunda bu hükümetin oynadığı mükemmel hamleyi şimdiye kadar hiç bir Türk hükümeti uygulaymamıştır.

Kıbrıs'ın asıl iyeliğini bu hükümet dışında şimdiye kadar hiç bir hükümet üstlenmemiştir.

şimdiye kadarki hükümetler sadece ve sadece laf salataları yapmış milletimin önüne koymuştur.

AKP hükümeti aba altından şah demiş karşı tarafı MAT 'a zorlamıştır.

bütün batı mat olmuştur.velasılım takdire şayan bir hareket olarak addeder kendilerini bilcümle kutlarım.


Bati Trakya'da Turk azinligin inkari ve yunan politikacilarin istegine uygun olarak onlari helen muslumanlar olarak kabullenmek,

İsmail Cem'in girişimlerinden sonra yine aynı hükümetin bizzat başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Türk soydaşlarımızı ziyaret ettiği ve dertlerini dinlediği gözlerden kaçmıştır.


Yine AB'yi tatmin icin Turk kimligini bir alt kimlik olarak tarif etmek ve Turk milleti kavraminin icini bosaltmak,

bu çok ilginç işte.bunu nerde okudun?

narcoleptic
05-19-2006, 03:53 PM
OguzK
ikönün KKKTCyi tanımasının somut bir önemi yoktur, güç dengeleri o kadarcık bir olayla da bizim lehimize gelişmez.

aynı doğrultuda düşünenlerin de inan bana İKÖ için zerrre kadar değeri ve önemi yoktur.

İKÖ'nün tanıması demek , geçende NTV'haberde misafir konuğu olarak davet edilen para babası bir ülkenin ekonomi bakanı aynen şu cümleleri sarfetmiştir:

...

Oğuz Haksever : " Efendim İstanbul'a geldiniz.Türkiye için düşündüğünüz yatırımlar için bir üst limitiniz var mı?"


Misafir bakan : " SİZE ŞÖYLE BİR ÖRNEK VEREYİM.3 MİLYON NÜFUSLU ÜLKEMİZ İÇİN ŞİMDİYE KADAR 600 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM YAPTIK.TÜRKİYE'DE YATIRIM İÇİN HERHANGİ BİR ÜST LİMİT BELİRLEMEDİK:

LİMİT SINIRSIZDIR!!!!!!!

...

NOT: NTV'ye arapça simultane tercüme için ayrıca teşekkürler.;)


WELASILIM AZİZİM.BÖYLE DÜŞÜNENLER GÖLGE ETMESİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ !

SELAMETLE.

gurkan
05-19-2006, 03:55 PM
[quote=kurshad]Dis politikadaki basarilari arasinda;

Kerkuk ve Musul'un pesmergelerin insafina birakilmasi ve Irak'ta kirmizi cizgilerimizin kalmayisi,


Bu zaafiyet doğrudur... Hükümet Kırmızı Çizgilerimizi kuruyamamıştır..


Bunun bir nedeni de TBMM in ABD ye geçiş vermemesidir ...

Lakin Doğru bir karardır..

Lakin son zamanlarda Türkiye Bu alanda önemli çalışmalar yapmaktadır...

Suriye İran Ve Türkiye Olarak ortak hareket palnı oluşturmuştur Iraktaki Kürt kozuna karşılık...

Ve Irakta Sünnileri Siyasete dahil ettirerek... Denge Kurmaya yönelmiştir..

Burada ABD nin bizden intikam alma tarzında bir siyaset gütmesi etkindir...

Bu konuda çok endişeliyim...

Kibris'in "Yes be annem" nidalariyla gozden cikarilmasi ve uzerindeki sehit Turk askerinin kaninin bosa dokuldugunu dusundurtmek,

Kıbrısta Sana katılmıyorum...

Türkiyenin KIbrıs politikasında önemli başarılar elde edilmiştir...

Bati Trakya'da Turk azinligin inkari ve yunan politikacilarin istegine uygun olarak onlari helen muslumanlar olarak kabullenmek,

Bu da AB politikasının sonucunda ki bir zaafiyettir... Ben Hükümetin AB politikasını desteklemediğimden sana katılıyorum...

AB isteklerine uymak icin ulkemizde suni azinliklar yaratilmasi,

Bu olay gerçekleşmemiştir... Ama AB bunu bizlere dayatmaya kalkışmıştır...

Dayatacaktır da

AB politikasında sana katılıyorum...

Yine AB'yi tatmin icin Turk kimligini bir alt kimlik olarak tarif etmek ve Turk milleti kavraminin icini bosaltmak,

yani... katılıyorum... AB nin dayatması... Bu politikanın bir sonucu...

Bu AB politikası başımızın belası... En büyük pazarlık gücümüzüde Çillerin Basiretsizliği yüzünden Üye olmadan AB ye giriyoruz diye Gümrük Birliği antlaşması imzalanarak yapılmıştır... Müzakerelere yenik başlamıştır...

sayilabilir. Bu tarz 'basarili' calismalarini saymaya istek olursa devam edebiliriz..

Selametle...

kurshad
05-19-2006, 04:00 PM
kurshad

Kıbrıs hususunda bu hükümetin oynadığı mükemmel hamleyi şimdiye kadar hiç bir Türk hükümeti uygulaymamıştır.

Kıbrıs'ın asıl iyeliğini bu hükümet dışında şimdiye kadar hiç bir hükümet üstlenmemiştir.

AKP hükümeti aba altından şah demiş karşı tarafı MAT 'a zorlamıştır.



Pes dogrusu, senin yaptigin yoruma sapka cikariyorum :D

Yahu resmen Kibris Cumhuriyeti legal olarak tarafimizdan tanindi, yakinda limanlarimiza Kibris bandirali gemiler yanasacak. Turkiyeden 1974 sonrasi Kibrisa yerlesen gocmenlerin geri gonderilmesi tartisiliyor. Kibrisli rumlar Kuzey Kibristaki evleri icin davalar acmaya hazirlaniyor, Kibrisli Turkler yurtdisina cikmak icin Rum kesiminden kimlik aliyorlar.





İsmail Cem'in girişimlerinden sonra yine aynı hükümetin bizzat başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Türk soydaşlarımızı ziyaret ettiği ve dertlerini dinlediği gözlerden kaçmıştır.



Yahu Ismail Cem'le AKP'nin ne alakasi var? Tayyip Gumulcine'yi ziyareti esnasinda yaptigi konusmasinda Turk azinlik lafini agizina almayarak, onlari Yunanistan'li muslumanlar olarak niteledigini ve icinde Turk kelimesi gectigi icin kapatilan ve azinligin toplanma merkezi Turk gencler birligi dernegini ziyaret etmedigini biliyor musun?



bu çok ilginç işte.bunu nerde okudun?

Turklugu bir alt kimlik olarak tarif ettigi konusmayi bizzat televizyonda dinledim , bu yeni bir bilgi degil. Turkiyelilik kavrami diye bir sey ortaya cikarip
Turk,kurd, cerkez alt kimliklerdir diyen yine bizzat Tayyiptir.

kurshad
05-19-2006, 04:03 PM
[quote=kurshad]Dis politikadaki basarilari arasinda;

Kerkuk ve Musul'un pesmergelerin insafina birakilmasi ve Irak'ta kirmizi cizgilerimizin kalmayisi,


Bu zaafiyet doğrudur... Hükümet Kırmızı Çizgilerimizi kuruyamamıştır..


Bunun bir nedeni de TBMM in ABD ye geçiş vermemesidir ...

Lakin Doğru bir karardır..

Lakin son zamanlarda Türkiye Bu alanda önemli çalışmalar yapmaktadır...

Suriye İran Ve Türkiye Olarak ortak hareket palnı oluşturmuştur Iraktaki Kürt kozuna karşılık...

Ve Irakta Sünnileri Siyasete dahil ettirerek... Denge Kurmaya yönelmiştir..

Burada ABD nin bizden intikam alma tarzında bir siyaset gütmesi etkindir...

Bu konuda çok endişeliyim...

Kibris'in "Yes be annem" nidalariyla gozden cikarilmasi ve uzerindeki sehit Turk askerinin kaninin bosa dokuldugunu dusundurtmek,

Kıbrısta Sana katılmıyorum...

Türkiyenin KIbrıs politikasında önemli başarılar elde edilmiştir...

Bati Trakya'da Turk azinligin inkari ve yunan politikacilarin istegine uygun olarak onlari helen muslumanlar olarak kabullenmek,

Bu da AB politikasının sonucunda ki bir zaafiyettir... Ben Hükümetin AB politikasını desteklemediğimden sana katılıyorum...

AB isteklerine uymak icin ulkemizde suni azinliklar yaratilmasi,

Bu olay gerçekleşmemiştir... Ama AB bunu bizlere dayatmaya kalkışmıştır...

Dayatacaktır da

AB politikasında sana katılıyorum...

Yine AB'yi tatmin icin Turk kimligini bir alt kimlik olarak tarif etmek ve Turk milleti kavraminin icini bosaltmak,

yani... katılıyorum... AB nin dayatması... Bu politikanın bir sonucu...

Bu AB politikası başımızın belası... En büyük pazarlık gücümüzüde Çillerin Basiretsizliği yüzünden Üye olmadan AB ye giriyoruz diye Gümrük Birliği antlaşması imzalanarak yapılmıştır... Müzakerelere yenik başlamıştır...

sayilabilir. Bu tarz 'basarili' calismalarini saymaya istek olursa devam edebiliriz..

Selametle...

Hocam geriye ne kaldi ki ?? :)

En kritik noktalarda zaafiyet gosterdi bu hukumet. AB'nin karsisinda milli durus gosteremedi. Islam ulkeleriyle de henuz somut bir beraberlik de ortada yok...

gurkan
05-19-2006, 04:05 PM
gurkan;
ikö neymiş de haberimiz yokmuş, ikönün KKKTCyi tanımasının somut bir önemi yoktur, güç dengeleri o kadarcık bir olayla da bizim lehimize gelişmez.

Biraz Objektif olmalısın İslam dinine karşısın diye gerçeğide görmemezlikten gelmemelisin... Önüne koyarlar gerçeği....demişsin
Burda saçmalamışsın, ben islam dinine karşı falan değilim, sadece müslüman değilim, anladın mı?Önüme bir geçrek koyamıyorsun, sadece pek de bir önemi olmayan bir olayı abarta abarta yazıyorsun, bu olayın KKTCye getirdiği hiçbir yarar yok ki zaten bu olay pek kaale alınmadı bile.
kurshada genel anlamda katılıyorum, ama Kıbrıs konusunda evet dememiz çok önemli bir şeye sebebiyet verdi, bu noktadan sonra bizi suçlamaları zorlaştı, ama diğer konularda dış politika tamamen rezalet!

Senin Görmek istemediğin İslam Konferansı Örgütünün Oy birliğiyle Aldığı Tanınma Kararı... KKTC İslam Konferansı Örgütünde Artık Devlet statüsünde tanınıyor...

"Kuzey Kıbrıs Türk Devleti"

yorumuna ... Sen Bak keyfine denilir...

Selametle...

gurkan
05-19-2006, 04:15 PM
[quote=gurkan]

Hoca geriye ne kaldi ki ?? :)

En kritik noktalarda zaafiyet gosterdi bu hukumet. AB'nin karsisinda milli durus gosteremedi. Islam ulkeleriyle de henuz somut bir beraberlik de ortada yok...

Bu tercih edilen Kritik kararların sonuçlarından biri ...

AB ye sırtını dönebilirsin ??? Bir şeyde Kaybetmemiş olursun ???

İslam Ülkeleriyle olan yorumuna katılmıyorum...

Bu konuda önemli gelişmeler sağlanmıştır... Taktir edersin ki stratejik oluşumlar zaman almakta...

Şunu İfade etseydin katılırdım...

Türk Birliği için Önemli bir adım yok... Bu Alternatif İhmal edilmekte...

Ha unutmadan Önemli bir stratejik açılımda Şangay İşbirliği Örgütünde Gözlemci olarak bulunmamızdır...

Bu Bloğun içinde Kazakistan Kırgızıstan Tacikistan ve şuan zannediyorsam En son gözlemci sıfatındaydı üye olduysa düzeltin beni Özbekistan...

Bu blok Asya Birliğine Dönüşebilir... Burada etkin olursak Türk Birliğine Dönüştürebiliriz...

kurshad
05-19-2006, 04:16 PM
Senin Görmek istemediğin İslam Konferansı Örgütünün Oy birliğiyle Aldığı Tanınma Kararı... KKTC İslam Konferansı Örgütünde Artık Devlet statüsünde tanınıyor...

"Kuzey Kıbrıs Türk Devleti"

yorumuna ... Sen Bak keyfine denilir...

Selametle...

Ustad olay biraz caprasik. Onlara devlet olarak tanittiriyoruz. Kendimiz Kibris Cumhuriyetini taniyarak Kibrista bagimsiz bir turk devletini AB platformlarinda inkar ediyoruz. Bunun en somut delili muzakereler basladiginda kibris gemi ve ucaklarina liman ve havalimanlarini acacak olmamiz ve entegrasyon tahahudu vermemiz..

gurkan
05-19-2006, 04:20 PM
Ustad olay biraz caprasik. Onlara devlet olarak tanittiriyoruz. Kendimiz Kibris Cumhuriyetini taniyarak Kibrista bagimsiz bir turk devletini AB platformlarinda inkar ediyoruz. Bunun en somut delili muzakereler basladiginda kibris gemi ve ucaklarina liman ve havalimanlarini acacak olmamiz ve entegrasyon tahahudu vermemiz..

Bu çetrefilli vakayı biliyorum... Ben AB polikasından vazgeçilmelidir diyorum...

Lakin Bu vakalar Hükümetin Kıbrıs politikasını başarısız kılmaz...

Hayırlı Geceler...

narcoleptic
05-19-2006, 04:21 PM
kurshad
Pes dogrusu, senin yaptigin yoruma sapka cikariyorum :D

benim yorumum değil.AKP'nin yorumu.çok güzel yorumlamışlar.
şöyle ki:

Türk toplumunun Kıbrıs hususunda oldukça hassas olduğunun gayet farkında olan AKP hükümeti,topu ,aynı konuda kendi açılarından aynı derecede hassasiyet gösteren rakip milletin önüne atmıştır.

ancak önüne gelen topu öngöremeyen karşı tarafın gerizekalı siyaset camiası, AKP hükümetinin pozitif tutumunun tam karşısında negtif bir tutum sergilemiştir.

ortaya şöyle bir sonuç çıkar ki bu sonuç hem Kıbrıs Barış Harekatı'nı legalleştirir,hem de topu rakip milletin ağlarına gönderir.

durum 1-0 Türkiye lehinedir. Uluslararası Siyaset hususunda, burada sizlerin bahsettiği gibi Türkiye hiç de azımsanacak bir hamle yapmamıştır.

Haaa.şöyle bir yorum getirilebilir.o halde niçin batı yan çiziyor?
Bence tarihe şöyle bir dönüp bakmak, batı illeri için Türk kelimesinin anlamının ne demek olduğunu öğrenmek için yeterlidir.


Yahu resmen Kibris Cumhuriyeti legal olarak tarafimizdan tanindi, yakinda limanlarimiza Kibris bandirali gemiler yanasacak. Turkiyeden 1974 sonrasi Kibrisa yerlesen gocmenlerin geri gonderilmesi tartisiliyor. Kibrisli rumlar Kuzey Kibristaki evleri icin davalar acmaya hazirlaniyor, Kibrisli Turkler yurtdisina cikmak icin Rum kesiminden kimlik aliyorlar.

Sen Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti'ni resmen tanımamış bir devlet bandıralı geminin limanlarımıza yanaşacağını mı düşünüyorsun?

işte asıl nokta burasıdır:

akılcı yaklaşım :tutarlılık sürdürülmelidir ve karşı tarafı köşeye sıkıştırıp da hakkını alamamış bir devletin hükümeti, hakkını gayet normal bir şekilde almalı ve bandıraları yanlış gemilerin dümen kollarını kırmalıdır.



Yahu Ismail Cem'le AKP'nin ne alakasi var?

hiç bir alakası yok. Sen İsmail Cem'den önce Kıbrıs problemiyle ilgili olarak akılcı bir adım atmış bir siyasetçinin adını bana söyleyebilir misin?

İsmail Cem'den sonraki ilk olumlu hareket budur.bütün batı siyasetini ters köşeye yatırmak buna denir.

ama batının subjektif yorumları için bir şey diyemem.batı böyle davranırsa bandıraları limanlara girildiğinde ellerinden alınır.


Tayyip Gumulcine'yi ziyareti esnasinda yaptigi konusmasinda Turk azinlik lafini agizina almayarak, onlari Yunanistan'li muslumanlar olarak niteledigini ve icinde Turk kelimesi gectigi icin kapatilan ve azinligin toplanma merkezi Turk gencler birligi dernegini ziyaret etmedigini biliyor musun?

böyle bir şey duymadım.O da onun talihsiz bir açıklamasıdır.yazıktır.


Turklugu bir alt kimlik olarak tarif ettigi konusmayi bizzat televizyonda dinledim , bu yeni bir bilgi degil. Turkiyelilik kavrami diye bir sey ortaya cikarip Turk,kurd, cerkez alt kimliklerdir diyen yine bizzat Tayyiptir.

Türkiyelilik kavramı yeni bir kavram değildir.bu kavram uzun yıllardır ülkemin çeşitli platformlarında aydın/karanlık kesimlerce tartışılmıştır.siyaset meydanı programında ben böyle bir tartışmanın olduğunu anımsıyorum ki AKP ozamanlar henüz kurulmamıştı bile.

Ancak başbakanın aynı düşünceye sahip olması beni şaşırttı.o zaman gelecek seçimlerdeki hali hikaye olur.

mustafa06
05-20-2006, 01:42 AM
Ben ne demishim,


Bu hükümet sadece ekonomide yol almakla kalmamısh, Dısh politikada da ( bazıları kıbrısı satıyorlar diye hain ilan etselerde ) bir sheyleri basharmısh.
hala sessiz sedasız yapmaya devam ediyorlar.
doğrumu? ne dersiniz?


Neden yazmıshım?
Yazıların Kıbrıs üzerinde yoğunlashması üzerine, HÜKÜMET HAKKINDA ;Tamamen Tukaka!! olarak gösterilen, gechen yıl hain ilan edilen, kıbrısı satıyor diye ayağa kalkanlara,

gelinen noktanın daha farklı olduğunu belirttim

yanlıshmı

SerkanK
05-20-2006, 05:24 AM
benim yorumum değil.AKP'nin yorumu.çok güzel yorumlamışlar.
şöyle ki:

Türk toplumunun Kıbrıs hususunda oldukça hassas olduğunun gayet farkında olan AKP hükümeti,topu ,aynı konuda kendi açılarından aynı derecede hassasiyet gösteren rakip milletin önüne atmıştır.

ancak önüne gelen topu öngöremeyen karşı tarafın gerizekalı siyaset camiası, AKP hükümetinin pozitif tutumunun tam karşısında negtif bir tutum sergilemiştir.

ortaya şöyle bir sonuç çıkar ki bu sonuç hem Kıbrıs Barış Harekatı'nı legalleştirir,hem de topu rakip milletin ağlarına gönderir.

durum 1-0 Türkiye lehinedir. Uluslararası Siyaset hususunda, burada sizlerin bahsettiği gibi Türkiye hiç de azımsanacak bir hamle yapmamıştır.

Haaa.şöyle bir yorum getirilebilir.o halde niçin batı yan çiziyor?
Bence tarihe şöyle bir dönüp bakmak, batı illeri için Türk kelimesinin anlamının ne demek olduğunu öğrenmek için yeterlidir
bu beni dusunduruyor Ve aksi iddialarda dusunduruyor.
Ancak Gerçekten Hukumet bunu Hedeflediyse Gerçekten Guzel bir goldu.
kabeul etmemek imkansız bu kıbrısta kazandıgımızı.
ama kıbrıs hala topun ucunda. Bu Gol bizi ilerde Zor duruma dusurebilir belkide diye dusunuyorum ama sismdiden Gelecegi kestirmek zor.
inşşalh Herşey iyi olur. Ancak Sunun farkında vardımki kıbrısta halk rumlarlar birleşmeye karar vermiş Rumlarsa Bir tane turk istemiyor. Ordaki Halk bu kadar köreldimi anlamıyorum.

OguzK
05-20-2006, 06:10 AM
SerkanK; hükümet bunu hedceflemedi, Kıbrısın birleşmesini umdu, çünkü bu sayede üstümüzden yük kalkacaktı onlara göre ama planları tutmadı, rumlar hayır dedi, bu biraz da şans, ama bu tavrı uzun vadede iyi oldu her ne kadar iyi niyetli olduğunu düşünmesem de.
Kıbrıstaki Türklerin birleşmeyi istemesinin sebei KKTCye Türkiyeden vizesiz gidilebilmesidir, kürtler Trkiyeyi işgal etmekle kalmamış, Kıbrısa da göç ediyorlar, KKTCdeki Türkler de bundan rahatsızlar, kürtlerin göç ettiği yerlerde nedense hep suç oranları artar ve huzur bozulur, Nahcivan bile bu yüzden bize vize uygulamaya başladı biliyor musunuz?

SerkanK
05-20-2006, 07:22 AM
OguzK uygulasınlar. Haklılar. Ben olsam bende uygularım.

mustafa06
05-20-2006, 09:22 AM
oguzK;

hükümet bunu hedceflemedi, Kıbrısın birleşmesini umdu, çünkü bu sayede üstümüzden yük kalkacaktı onlara göre ama planları tutmadı, rumlar hayır dedi, bu biraz da şans, ama bu tavrı uzun vadede iyi oldu her ne kadar iyi niyetli olduğunu düşünmesem de.


1974'ten bu güne bakısh,
Hükümetin hedefinin ne olduğunu bilmek bizim ichin mümkün değil ancak sizin bahsettiğiniz de doğru olabilir.
KKTC ilan edilmeden önce birleshmish milletlerde kuzey kıbrısın bağımsız bir devlet olarak tanınması imkanı doğmush, hatta pakistan delegesi bizzat denktashı kutlamısh. bağımsızlığınız hayırlı olsun demishtir.
Ancak bizim tarafın bağımsızlık isteğinin devamını getirmemeleri sonucu bu konu rafa kalkmısh. (Bu bilgileri Rauf Denktash bir tv proğramında anlatmıshtı.) pakistan elchisi, tepki göstererek, ''kararınızı verin siz ne istiyorsunuz'' demish

Daha sonraki yıllarda KKTC ilan edilmishtir .
KKTC'nin ilanının sebebi bağımsız bir devlet değil, sadece ortak bir kıbrıs devletinin Türk tarafını olushturmak amacı ile kurulmushtur, rumlarda kendi cumhuriyetlerini kuracaklar , ve birlesherek kıbrıs devletini olushturacaklar.
Bu politika Türkiye cumhuriyetinin politikası idi.
Yıllarca BM gözetiminde yapılan toplumlar arası görüshmeler denilen görüshmelerin sebebide budur.
Rumlar yıllarca hich bir taahhüde girmemishler. her zaman Türk tarafı kendi konushmush kendisi dinlemishtir. yakın Gechmishte Rum lider vasiliu'nun achıklamalarında söylediği; ''masadan kachmadık ama hichbir konuyada evet demedik sonuchta biz kazandık'' sözleri bizim nasıl bir politaka izlediğimizin özeti gibidir.
AKP hükümetinin yaptığı sizcede, bencede riskli olan politika idi.
ANCAK;
Dikkat edilmesi gereken, bu politika AKP'nin icat ettiği politika değil,Yıllarca arkasından koshulan TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nin RESMİ POLİTİKASI idi.
Eğer Denktash son toplantıda evet deme cesaretini gösterse idi. belki rumlar yine kachacaklardı ve bu gün AB'ye üye bile olamayacaklardı.
vasiliunun anlattıklarından bu anlashılmaktadır. Chünkü ''Denktash'ın hayır demesi bizi AB üyeliğine tashıdı'' demishtir.
AKP ne yapmıshtır? sadece yıllardır benimsenmish olan resmi devlet politikasını uygulamıshtır.
Bu cesareti gechen yıllarda hich bir hükümet gösterememishtir. chünkü korkmushlardır. Eğer gösterselerdi belki yine birleshme olmazdı ama sorun choktan chözülmüsh olurdu.
REferandum günlerinde tepki gösteren politikacılarda politikanın bu olduğunu biliyorlardı ama oy kaygısı ile meydanlarda halkı kıshkırtıyorlar ve kendileride bağırıyordu. (sonuchta Kıbrıs sorunu bile birlikte AKP 'de bitecekti)
Ama inanırmısınız ichimde herzaman rumların reddedeceği hissi vardı.
Rumlar EVET deselerdi, Bu gün AKP (resmi politika bu olmasına rağmen) hain gözü ile görülecek KIBRISı sattı diyeceklerdi.
sonuch öyle olmadı. hain olmadıklarına göre, bu insanlara ne demek gerekir bilemiyorum.

Bu politika ile KIbrıs Türklerine , Dün hich bulunmayan bağımsız bir devlet olabilmenin yolu kısmen achılmısh olabilir
Galiba politika birazda cesaret ishi olsa gerek.